Güler Koca: Çeşitliliği Kucaklayan Ve Dönüştüren Bir Dünya Hayali

Resim: BM binası içinde solda bütün ülkelerin bayraklarının olduğu koridorda Güler Koca rehber köpeği ile yürüyor.

Engeli olan bireylerin ardında gizlenen potansiyel, Güler Koca’nın yaşamıyla gözler önüne seriliyor. Görme engeline rağmen hayatı boyunca cesaretle bilinmeyeni keşfeden Koca, hem fiziksel hem toplumsal sınırlamalara meydan okuyor. Hukuk eğitiminden uluslararası savunuculuğa, maratonlardan uçak uçurmaya kadar pek çok alanda başarılara imza atan Koca, engelli bireylerin toplumda daha fazla yer alması ve kapsayıcılığın yalnızca bir fikirden ibaret olmayıp bir gereklilik haline gelmesi gerektiğini vurguluyor. 'Adalet duygum her zaman güçlüydü. Adil olmadığını hissettiğim bir şey olduğunda asla sessiz kalamazdım,' sözleriyle, engeli olan bireylerin sesini duyurmanın önemini ve bu yolculukta karşılaşılan zorlukları Engelsizkariyer.com'a anlattı. Güler Koca, yalnızca bireysel başarılarıyla değil, toplumsal farkındalık ve kapsayıcı bir gelecek için verdiği mücadeleyle de ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 

Çeşitliliği kucaklayan ve dönüştüren bir dünya hayali için kendini adayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Uzmanı Güler Koca'nın röportajı ile sizi baş başa bırakıyorum. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Güler KOCA, 34 yaşındayım ve aslen Ispartalıyım, Dedeçam adında çok küçük bir köydenim. Ailem 70'li yıllarda Fransa'ya göç etmiş; ben de orada doğup büyüdüm. Ailemin üniversiteyi bitiren ilk üyesiydim. Bugün azınlıkların ve az temsil edilen grupların uluslararası kalkınma ve insani yardım faaliyetlerine dahil edilmesi konusunda uzmanlaşmış bir İnsan Hakları savunucusuyum. Dünyayı keşfetmeyi, toplumda daha az görünür olan tüm topluluklar ve bireylerle çalışmayı gerçekten seviyorum ve engelli hakları, feminizm ve ırkçılık karşıtlığı da dahil olmak üzere, farklı bir çok sosyal harekete yakınım. Ben görme engelli bir bireyim. Işığı algılayabiliyorum, karanlık veya aydınlık olup olmadığını anlayıp, gölgeleri farkedebiliyorum.

Resim: Güler Koca masada oturmuş, arkasında mavi fon üzerine beyaz renkli ILO logosunun basılı olduğu görsel önünde konuşma yapıyor.

Rekabetçi ruhunuz eğitiminiz sırasında başlamış gibi görünüyor. Bize biraz bundan bahsedebilir misiniz?

Rekabetçi ruhumu güçlü bir şekilde şekillendiren aslında benim hikayem oldu. Ailem 50'li yıllarda oldukça kırsal bir bölgede büyümüş. O dönemlerde kızların çoğu okula gönderilmezmiş, babam ise sadece temel eğitim alabilmiş. Annem ve babam evlendikten sonra dil bilmeden ve tanıdıkları olmadan Fransa'ya göç etmişler. Bunu daha iyi sosyo-ekonomik beklentilerin önünü açabilmek için yapmışlar. Dolayısıyla benim için okumak inanılmaz bir şanstı ve bu nedenle başarısız olmak istemiyordum. Bu şekilde, ailemin göç yolculuğunda karşılaştıkları tüm engellerin ve Fransa'da yeni bir hayat kurmak için gösterdikleri tüm çabaların buna değdiğini göstermek istedim. Yani benim için eğitimimi yarıda bırakmak bir seçenek değildi.

Ancak okuldaki ilk yıllarım çok zor geçti. Fransızca bilmiyordum, çünkü evde Türkçe konuşuyorduk. Dolayısıyla bir yandan Fransızca konuşulan bir ortama uyum sağlamakta zorlandım, diğer yandan da öğretmen pedagojisini engelli ihtiyaçlarıma göre uyarlayamadı. Örneğin, tahtadakileri okumuyor ya da bana erişilebilir sınıf materyalleri sağlamıyordu. Dolayısıyla hem göçmen statümden hem de görme engelimden kaynaklanan birçok bariyerle karşılaştım.

Bir noktada, sosyal hizmet görevlileri ailemle iletişime geçerek özel bir okula gönderilmemi önerdiler ve o şekilde de oldu. Yeni okulumda, okuma yazmayı öğrenmek gibi tüm eğitimime sıfırdan başlamak zorunda kaldım, tabii ki Braille alfabesiyle. Ayrıca yardımcı cihazların ne olduğunu da keşfettim. Öğretmenler her türlü beceriyi kazanmamda bana yardımcı oldular. Bu yardımcı cihazlara erişimin sağlanması engelli bireylere sadece ekipman temin edilmesi anlamına gelmiyor. Engelli bireylerin bu cihazları farklı ortamlarda nasıl kullanacaklarına dair eğitimlerin verlmesi de çok önemli bir konu... Kapsayıcı bir toplumda, bu eğitimler ve hizmetler normalde ana eğitim sisteminde mevcut olmalı ve engelli çocuklar da öğrenim için diğer çocuklardan ayrılmamalıdır. Ancak neredeyse 30 yıl önce, özel bir okula gitmek mevcut en iyi seçenek durumundaydı.  

Ancak okul evden çok uzaktaydı ve yatılı bir okulda kalmam gerekiyordu. 6 yaşında olduğum için ailemden ayrılmaya henüz hazır değildim. Ancak geriye dönüp baktığımda, bunun en iyisi olduğunu da biliyorum; çünkü yatılı okulda kalmak, ev ödevlerime yardım edecek, yatmadan önce kitap okuyacak veya müzeye gitmek gibi okul dışı etkinlikler düzenleyecek insanların çevremde olması anlamına geliyordu.

Kısa sürede çok iyi bir öğrenci oldum ve ilkokul ile ortaokulu bitirdim. Devam ettiğim özel okul liseye entegre edilmemişti; bu sebeple normal eğitim sistemine geri dönmem gerekti. Bu aslında bir anlamda benim için bir dönüm noktasıydı; çünkü birçok engelli çocuk için örgün eğitim ortaokuldan sonra sona eriyordu; birçoğu da korunaklı merkezlere gönderiliyordu. Özel okul bir balon gibidir aslında. Bu balon patladığında bizim için tüm korumasını da kaybeder. Dışlanma, olumsuz tutumlar, ayrımcılık ve erişilemeyen mal ve hizmetlerle gerçek hayatta karşı karşıya kalınır...   

Yine de liseyi başarıyla tamamlayabildim ve hukuk okumaya karar verdim. Ailemde üniversiteye giden ilk kişiydim, bu da kendimi nasıl bir sürecin içine soktuğum hakkında hiçbir fikrim olmadığı anlamına geliyordu. İşte o zaman, sadece engelli bir birey olduğum için değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik açıdan yoksun olduğum geçim fırsatlarına ulaşmak için de diğerlerinden çok daha fazlasını yapmam gerektiğini hissetmeye başladım.

Hukuk eğitimim sırasında Erasmus Programı ile İspanya'ya gitme fırsatım oldu ve bu benim için gerçekten harika bir deneyimdi. Bu nedenle küresel bir kariyer yapmaya karar verdim. Cenevre Üniversitesi'nde Uluslararası Hukuk alanında yüksek lisans programına kaydoldum. Cenevre'yi tercih ettim; çünkü uluslararası örgütlerin birçoğunun merkezi orada olduğu için bu örgütlere daha yakın olmama yardımcı olacağını düşündüm. BM İnsan Hakları Konseyi'nde staj yapmak için başvurdum ve seçildim. Bu benim BM ile ilk deneyimimdi.

Stajımı bitirdikten sonra uzmanlık alanımı hukukun ötesine taşımam gerektiğini hissettim ve Kosta Rika'da bulunan BM Yetkili Barış Üniversitesi'nde çatışma yönetimi alanında yüksek lisans yapmak için başvurdum. Bu benim için kişisel, kültürel, entelektüel ve sosyal düzeyde hayatımı değiştiren bir deneyim oldu. Bu yüksek lisans programını tamamlamak için çatışma yönetimi alanında bir staj yapmamız gerekiyordu; ben de o zaman Orta Doğu'ya gitmeye karar verdim. Tel Aviv ve Kudüs arasında bulunan ve Arapça ve İbranice ‘de Barış Vahası anlamına gelen Wahat al Salam-Neve Shalom adlı küçük bir köyde gönüllü olarak çalıştım. Burası Arap ve Yahudilerin bir arada yaşadığı, iki uluslu bir okulun ve bu topluluklar arasında diyalog ve dinler arası alışverişi teşvik eden bir barış merkezinin bulunduğu bir topluluktu. Orada çok şey öğrendim ve sonunda bir yıl boyunca bölgede kaldım.

Resim: Güler Koca beyaz bluz ve siyah ceket giymiş röportajda konuşma yapıyor.

Birçok becerinize rağmen iş bulmakta zorlandığınızı ve engelli bireylere yönelik klişelerin ve damgalamaların birçok ülkede değişmeden kaldığını okudum. Bu zorlukların üstesinden nasıl geldiniz?

2 yüksek lisans programını tamamlamış olmama, tüm dünyayı gezmiş olmama ve 5 dil konuşmama rağmen resmi bir iş bulamadım. Pek çok kişi için eğitimlerinin ardından doğal ve sorunsuz bir şekilde gelen ilk iş sözleşmesi, benim için hiçbir zaman gerçekleşmedi. Engelimle ilgili karşılaştığım pek çok bariyeri sayfalarca anlatabilirim ve biliyorum ki bunlar dünya çapında milyonlarca insanla aynı... Birçokları için engelliliğin çalışamamak anlamına geldiği bir toplumda yaşıyoruz.

Önyargı, olumsuz tutumlar, erişilemeyen iş ilanları, işe alım süreçleri ve işyerleri veya ayrımcılık gibi belli başlı birçok bariyerle karşılaşmanın yanı sıra, engelli bireyler genel nüfusun karşılaştığı diğer tüm bariyerlerle de karşılaşıyor. Örneğin, ben de cinsiyetim, sosyal kökenim ve bazen de göçmen statümle ilgili bir dizi bariyerle karşılaştım.

Hayatımın bu aşamasında, engelli olmayan insanlardan çok daha fazla şey yapmış olmanın, fırsat eşitliğine açılan kapım olacağı varsayımımı ciddi bir şekilde sorgulamaya başladım. Durum böyle değil. Günün sonunda toplum engelli bireyleri çoğunlukla bir acıma yaklaşımıyla, daha az mutlu, hayatlarının daha az değeri varmış ve buna değmezmiş gibi düşünüyor. Veya engelli bireylerin heyecan verici şeyler başarıp, başkalarına ilham kaynağı olarak hizmet ederek engellerinin üstesinden gelmeleri gereken bir süper kahraman yaklaşımıyla değerlendiriyor. Bu iki yaklaşım aynı madalyonun iki yüzüdür, yani ableizmdir ve zarar verir. Engellilik mücadele edilmesi, üstesinden gelinmesi ya da acınması gereken bir durum değildir. Tıpkı cinsiyetim, yaşım, sosyal kökenim, ırkım vs. gibi kimliğimin sadece bir parçasıdır. Başka bir deyişle, toplum üzerimize yerine getirilmesi imkânsız olan toksik beklentiler yüklüyor ve ben bunu ancak yirmili yaşlarımın ortasında anlamaya başladım. Sonuç olarak da, benim için önemli olan şeyleri yapmaya başladım.

Örneğin, spor her zaman hayatımın önemli bir parçası oldu. New York City Maratonu'nda koştum. Ve Fransız milli Goalball takımının bir parçasıydım. Gerçekten de Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi Goalball kadın takımına sahip olduğunu biliyorum. Yakın zamanda İstanbul Avrasya Maratonu'nu tamamladığımı ve bunun benim için inanılmaz bir deneyim olduğunu da belirtmek isterim.

Engelli hakları hareketine nasıl dahil oldunuz?

Hukuk diplomam ve ilk yüksek lisans programım arasında İngilizcemi geliştirmek ve yurtdışında gönüllü çalışmalar yapmak için biraz ara verdim. Dünyanın öbür ucunda, Fiji Adaları'ndaydım. O dönemde Fiji hükümeti daha demokratik bir yönetim biçimine geçiş için yeni Anayasa taslağını hazırlama sürecindeydi ve vatandaşlar yeni Anayasa'ya öneriler sunmaya davet edilmişti. Sürece dahil olmaları ve BM Engelli Hakları Sözleşmesi'nin onaylanmasını savunmaları için yerel bir engelli örgütünü destekledim. Bu benim engelli hakları hareketiyle ilgili ilk deneyimimdi. 

Kendi işinizi kurduktan sonra ILO ile kariyer yolculuğunuzu kısaca paylaşabilir misiniz?

Dediğim gibi, birçok araştırmaya rağmen resmi bir iş bulamadım. Bir gün, resmi bir staj amiri, uluslararası kuruluşlar için danışmanlık yapmak üzere serbest bir çalışan olabileceğimi önerdi. En azından, daha istikrarlı bir iş bulana kadar deneyim kazanmamı ve istihdam edilebilirliğim üzerinde çalışmamı sağlayacaktı. Serbest bir çalışan olur olmaz da başarılı oldum.

İlk müşterim BM Mülteciler Ajansı'ydı. Her zaman bir insani yardım ajansı için çalışmayı hayal etmiştim ve bu gerçekten bir hayalin gerçekleşmesiydi. Ve söylemeliyim ki, bu deneyimden sonra daha çok tanınmaya başladım; iş aramaya bile gerek kalmadan işler karşıma çıkmaya başladı. Uluslararası Azınlık Hakları Grubu, Erasmus Programı, Uluslararası Engelliler Birliği gibi diğer kuruluşlar için serbest olarak çalıştım. 

Ancak serbest bir çalışan olmak ücretli izin, sosyal koruma veya çalışma ekipmanına sahip olmamak anlamına geliyor. Ama buna rağmen bir işim olduğu için kendimi o kadar şanslı hissediyordum ki 2 yıl boyunca hiç tatil yapmadan çalıştım.

İşte o zaman ILO tarafından Toplumsal Cinsiyet, Eşitlik, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Şubesi'nde çalışmak üzere kısa dönemli sözleşmelerle işe alındım. Orta Doğu ve Afrika Boynuzu'nda zorla yerlerinden edilmiş kişilerin ve ev sahibi toplulukların işgücü piyasasına erişimini desteklemeyi amaçlayan PROSPECTS projesinin Engellilik ve toplumsal cinsiyet odak noktasıyım.

Engelli kadınlar işyerinde çoklu ayrımcılık nedeniyle “cam tavandan da öteye çelik tavan” ile karşı karşıya kalıyor. Engelli kadınlara ve işverenlere bu konuda ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Engelli kadınlara öncelikle kendilerine karşı nazik olmalarını söylerim. Engelli kadınların engelli olmayanlara göre ve aynı zamanda engelli erkeklere göre daha az fırsata sahip olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Engelli kadınlar, (geleneksel rolleri ve beklentileri yerine getirmeye uygun olmadıklarına dair toplumsal algılar da dahil olmak üzere) işgücü piyasasına erişimde karşılaştıkları zorluklardan orantısız bir şekilde etkileniyorlar.  Burada, başkalarının beklentilerinden ya da bu durumu kendi başınıza değiştirmekten sorumlu olmadığınızı söylemek isterim. Ortak savunuculuk, mevzuat, kamu politikaları vb. yoluyla bu boşlukları ele almaktan bireyler ve toplum bir bütün olarak sorumludur. Dolayısıyla, engelli kadınlara yine kendilerine karşı nazik olmalarını söyleyebilirim. Ayrıca onları ellerinden geldiğince çok çalışmaya ve birbirleriyle birlik olmaya teşvik ediyorum.

İşverenlere de, eşitsizlik döngüsünü kırmak için muazzam bir güce sahip olduklarını söylemek isterim. Engelli kadınlar, insana yakışır iş de dahil olmak üzere diğer kadınlarla aynı fırsatları hak ediyorlar ve dışarıda işgücünüzün bir parçası olabilecek çok sayıda yetenekli engelli kadın var. Dahası; engellilik ve toplumsal cinsiyetle ilgili politikaların, stratejilerin ve çalışma planlarının tasarlanması, uygulanması ve bunların izlenmesi gerekiyor. Aynı zamanda ana akım uygulamaları toplumsal cinsiyet ve engellilik boyutunu da içermeli... Engelli kadınların becerilerine, ilgi alanlarına ve profillerine uygun işlerde görevlendirilmeleri ve önceden belirlenmiş rollerde bulundurulmamaları da aynı derecede önemlidir. Engelli kadınlar da yönetici, şef, müdür vb. olabilirler.

İşyerinde engellilik bağlamında, kapsayıcılık, erişilebilirlik, makul düzenleme, insana yakışır bir yaşam standardı, sosyal koruma ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları genellikle ekonomik yükler olarak görülmektedir. Sonuç olarak, işverenler çalışma ortamına en uygun olan engelli adayları tercih etmektedir. Pratik bir çözüm gibi görünen bu davranışla ne kaybettiklerinin farkında değiller. Bu konuyu ele almak için neler söylersiniz?

Aslında bunun tam tersi olduğunu söyleyebilirim; herkes için maliyetli olan dışlamadır, kapsayıcılık değil. İşyerlerini evrensel olarak erişilebilir hale getirmek ekonomik bir yük olarak algılanıyorsa, herkese işyerlerinde erişilebilirliğinin maliyetinin şu anda ne kadar erişilemez olduklarına bağlı olduğunu hatırlatmak isterim. Ayrıca, birçok uygulama hiçbir maliyet olmadan da yapılabilir.

Ayrıca, erişilebilir olmayan bir işyerine uyum sağlayabilen engelli bireylerin işe alınma olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğuna da katılıyorum. Ancak çoğu zaman bu durum engelli bireyler için ekstra yorgunluk, kaygı ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca, kendileri gibi görünen, kendileri gibi düşünen ve kendileri gibi davranan kişileri işe alan işverenlerin iyi işveren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de söyleyebilirim. Engelli olmayan kişilerin norm olarak görüldüğü bir toplumda bu durum hatalara ve sistematik dışlanmaya yol açabilir.

Engelli bireylerin birçoğu çalışma çağındadır. İnsana yakışır iş fırsatları sunarak onların güçlenmesini sağlamak, ekonomiye katkıda bulunacaklarından ve sosyal yardım programlarına ihtiyaç duymayacaklarından, ekonomik bir çözüm olacaktır. Ayrıca, engelli bireylerden oluşan bir kapsayıcı çeşitliliği bünyesinde barındıran şirketlerin, bu bireylerin tüketici olarak potansiyellerine hitap etme olasılığı daha yüksektir. Dahası; rekabet, üretkenlik ve olumlu işyeri kültürü üzerinde de büyük etkileri vardır.

Resim: Güler Koca küçük eğitim uçağı içinde pilot koltuğunda başında mikrofonlu kulaklık olan yandan çekilmiş resim.

Uçmak sizin için ' kanatlandıran bir özgürlük' anlamına geliyor. Uçak kullanan az sayıdaki görme engelli bireylerden biri olarak, bu deneyimin size kattığı hisleri, motivasyonunuzu ve uçarken yaşadığınız duyguları bizimle paylaşabilir misiniz?

Hayatım her zaman bilinmeyeni keşfetmekle geçti. Fransa'da görme engelli bir kişinin uçak kullanmasını sağlayan bir sistem oluşturan bir organizasyon var. Sistem, uçağı uçurmanız için gereken işaretleri veren sesler yaratıyor. 

Uçmaya uygun olduğumu teyit etmek için doktoruma tıbbi bir sertifika almaya gittiğimi hatırlıyorum. Her zaman tüm isteklerime evet dedi, paraşütle atlama, maraton koşma ve daha birçok şey için sertifikalar imzaladı. Bu sefer kağıdı imzalamak üzereyken aniden durdu ve "Üzgünüm ama bunun nasıl çalıştığını bana açıklamak için bir dakikanızı ayırabilir misiniz?" dedi. Ona açıkladım ve gülmeye ve gülmeye başladık!

Uçmak harikadır. İstediğiniz yere gidebilirsiniz. Çok fazla engelin olduğu bir araba sürmek gibi değildir. Bu havada mevcut değildir. Bu yüzden, harika bir özgürlük hissi. Sanırım bana kanatlar verdi! 

İlham verici deneyimlerinizi ve farkındalık dolu hayat hikayenizi dinlemekten büyük mutluluk duydum. ILO Türkiye Ofisi iş birliğiyle üç ilde “İşverenler ve Engelliler için Farkındalık Eğitimleri ve Engelsiz Kariyer Günleri” düzenleyerek şirketlerle engelli bireyleri bir araya getirdik. Projemiz, şirketlerde engelli bireyler için sürdürülebilir istihdam kültürünü yaygınlaştırmanın yanı sıra, engelli bireylerin profesyonel iş hayatına uyum sağlamalarına yardımcı olacak mesleki beceri geliştirme eğitimleri de sundu. Bu üç ilde yarattığımız sosyal etki sayesinde 150'den fazla engelli bireyin iş bulmasına yardımcı olduk. Türkiye'nin ilk engelli istihdam ve İK kariyer sitesi Engelsizkariyer.com aracılığıyla engelli bireyleri ve şirketleri cesur adımlar atmaya teşvik etmek için vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Geçen yıl, bu büyük projenin paydaşlarına bir sunum yapmaktan mutluluk duydum ve bu davetlerinden dolayı Türkiye ILO Ofisi'ne içtenlikle teşekkür ediyorum. Projede yer alan paydaşların çeşitliliğini ve engelli bireylerin projenin merkezinde olduğunu görmek beni gerçekten çok etkiledi.

Bir yandan, projede yer alan tüm kuruluşları ve şirketleri, çabalarını sürdürmeleri için gerçekten destekliyorum.  Kapsayıcılık ilerleyen bir süreç ya da bir yolculuktur. Kuruluşları ve şirketleri, istihdam kotalarını yerine getirmenin ötesine geçerek, engelli bireylerden oluşan bir çeşitliliği işe almalarını ve bünyelerinde tutmalarını konusunda teşvik ediyorum. Bu bireyler; farklı yaş, profil, sosyal köken vb. özelliklere sahip kadın ve erkeklerdir. Ayrıca fiziksel, duyusal, zihinsel, psikososyal ve bilişsel engelleri olan kişilerdir.

Öte yandan, engelli bireylerin işgücü piyasasına entegre olabilmeleri için diğer bireylerle benzer beceri eğitimi fırsatlarına erişebilmeleri gerekmektedir. Ancak bu becerilere sahip olanlar için bile -ki sayıları çok fazladır- bariyerlerin devam edebileceğinin de farkındayız. İşte bu noktada “Farkındalık Oturumları” olumsuz tutumların ve damgaların ele alınması ve ayrımcılığın önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır.

İşverenler, engelli çalışanlar ve hükümet üyeleri gibi çok sayıda aktörün bir araya getirilmesi sureti ile bu sorunların ele alınması ve kademeli olarak ortadan kaldırılması mümkündür. İşte bu nedenle Türkiye Ofisi'nin girişimleri tam da bu noktada devreye giriyor.

Çoğu zaman, engelli bireylerin kapsayıcılık konusunda çevrelerindeki kişileri eğitmelerini ve zamanlarının çoğunu farkındalık yaratarak, savunuculuk yaparak veya açıklayarak geçirmelerini bekliyoruz. Ancak unutmayalım ki, engelli bireylerin büyük çoğunluğu herkes gibi bir hayat yaşamak, sabah uyanmak, işe gitmek ve sevdikleri insanlarla vakit geçirmek istiyor. Engelli bireylerin çalıştıkları işyerlerini saygılı ve anlamlı birşekilde kapsayıcılık konusunda eğitmelerinin beklenmesi, tekerlekli sandalye kullanan bir kişinin erişilemez binaya girebilmesi için kendi rampasını kendini yapması ile aynı anlama gelmektedir. Ve bu gibi durumlar halen yaşanıyor...  

İnsana yakışır iş fırsatlarına erişim konusunda zorluklarla karşılaşmış ve karşılaşmaya devam eden biri olarak, Engelsizkariyer.com'un engelli istihdamındaki yenilikçi harika çalışmalarını arttırarak sürdürmesini diliyorum.

Son olarak şunu söylemek isterim: Şu anda sosyal hareketlilik, engelli hakları ve kesişimsellik etrafında kendi yolculuğum hakkında bir kitap yazıyorum. Umarım bu kitap yukarıda tartışılan bazı konulara daha fazla görünürlük getirebilir.

Röportaj: Mehmet Kızıltaş

Resimler: Ilo.org

Alt Logolar
Sosyal Medya’da takip edin!
App Store Google Play
Copyright © 2005 - ∞ Engelsizkariyer.com - Her hakkı saklıdır.
EngelsizKariyer.com, sosyal girişimcilik markası olarak EK EĞİTİM İNSAN KAYNAKLARI VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.' ye ait bir sitedir.
Engelsizkariyer.com Logo
z