
Dünyada uzaktan çalışmanın öncü örneklerinden birinin Türkiye'de, hem de erişilebilirlik amacıyla hayata geçirildiğini söylesem...
İlk anda iddialı gelebilir. Ancak bugün "uzaktan eğitim", "uzaktan çalışma", "hibrit çalışma", "evden çalışma" ve "erişilebilir dijital istihdam" olarak konuştuğumuz birçok uygulamanın temelinde, yıllar önce Türkiye'de gerçekleştirilen çok önemli bir örnek bulunuyor.
Hem yakından tanıdığım hem Yaşadıkça Engelliler TV programımda konuk ettiğim hem de Engellilerle İletişim kitabımda son basımında özel olarak yer verdiğim isimlerden biri olan Atilla Özerdim, 1990'lı yılların en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biriydi. "Süper Atilla" olarak tanınan, birçok kişi tarafından da "Türkiye'nin Hawking'i" olarak anılan Atilla Özerdim, cam kemik hastalığıyla yaşayan son derece başarılı bir bilgisayar mühendisiydi.
Hayatındaki en büyük kahramanlardan biri hiç kuşkusuz babası Mehmet Özerdim'di. Oğlu eğitim alabilsin diye yıllarca onu kucağında okula taşıdı, bütün imkânlarını ve hayatını onun eğitimi için seferber etti ve hiçbir zaman vazgeçmedi.
Atilla'nın hayatına yön veren bir diğer önemli isim ise rahmetli Prof. Dr. Oğuz Manas oldu.
Prof. Manas, Atilla'nın yalnızca başarılı bir öğrenci olmadığını; doğru fırsatlar sunulduğunda büyük işler başarabilecek bir bilim insanı olduğunu çok erken fark etmişti.
Üniversite yıllarında Atilla'nın en büyük sorunlarından biri ulaşım ve erişilebilirlikti. Dersler bittikten sonra gece tekrar üniversiteye gelmesi gerekiyor, bilgisayar laboratuvarındaki terminalleri diğer öğrencilerle sırayla kullanıyordu. Bu süreç hem Atilla hem de babası için son derece yorucuydu.
İşte tam bu noktada Prof. Dr. Oğuz Manas, bugün "makul uyumlaştırma" olarak tanımladığımız anlayışın yıllar öncesindeki en güzel örneklerinden birini hayata geçirdi.
Atilla'nın evine gerekli bilgisayar donanımı kuruldu. Modemler aracılığıyla üniversitenin bilgisayar merkezine uzaktan bağlantı sağlandı. Böylece Atilla, çalışmalarını evinden sürdürebiliyor, program geliştirebiliyor ve üniversite sistemlerine uzaktan erişebiliyordu.
Üstelik bu destek yalnızca eğitim amaçlı değildi.
Prof. Manas, Atilla'ya bilgisayar merkezi için çeşitli yazılım parçaları geliştirme görevleri de vererek onun bilgi üretmeye ve değer oluşturmaya devam etmesini sağladı. Böylece Atilla yalnızca uzaktan eğitim alan biri değil, aynı zamanda uzaktan çalışan üretim yapan ve dijital ortamda katkı sunan bir mühendis hâline geldi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda bunun, Türkiye'de erişilebilirlik odaklı uzaktan çalışma ve uzaktan üretim modellerinin ilk örneklerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Belki de bugün "remote work (uzaktan çalışma)" dediğimiz kavramın, engelli bireylerin yaşamını kolaylaştırmak amacıyla ülkemizde uygulanmış en erken ve ilk örneklerinden biriydi.
Bu hikâye benim için ayrıca ayrı bir anlam taşıyor.
Çünkü 2012 yılında Engelsizkariyer.com aracılığı ile ülkemizde ilk kez başlattığımız Bilgisayar Programcılığı Meslek Edindirme Kursunun temel felsefesi de tam olarak buydu.
Engelliler için biçilmiş bir kaftan olarak tanımladığım; yer ve zaman kavramını ortadan kaldırarak, engeli olan yeteneklerin internet, telefon ve bilgisayarın bulunduğu her yerden çalışabileceğini, uzaktan veya hibrit modellerle iş gücüne katılabileceğini ortaya koyan önemli bir istihdam modeli geliştirdik. Programı başarı ile tamamlayanlar sektörde yükselerek önemli başarılara imza atıyorlar.
O yıllarda birçok işveren;
"Çalışanım yanımda olsun."
"Yüz yüze görmeden güvenemem."
diyordu.
Sonra pandemi geldi.
Önce "zorunlu uzaktan çalışma" başladı.
Ardından "yeni normal" dendi.
O yıllarda yoğun mücadelesini verdiğimiz çalışma modeli, bugün uzaktan çalışma olarak artık hayatımızın bir parçası yani normali hâline geldi ve çalışma hayatının da doğal modellerinden biri oldu.
Özellikle erişilebilirlik açısından bakıldığında uzaktan çalışma; cam kemik hastalığı, kas hastalıkları, omurilik yaralanmaları, kronik veya nadir hastalıklar, hareket kısıtlılığı yaşayan bireyler ve farklı nedenlerle iş gücüne katılamayan pek çok engelli yeteneğin iş gücüne katılmasının önünü açtı.
Bununla birlikte istihdam yalnızca ekonomik bağımsızlık için gelir elde etmek değildir.
İş hayatı aynı zamanda sosyalleşmek, ekip ruhunu yaşamak, görünür olmak ve aidiyet hissetmektir.
Bu nedenle uzaktan çalışma her birey için tek başına ideal çözüm olmayabilir. Bazı engelli bireylerde sosyal izolasyonu artırma riski de bulunmaktadır. Bu nedenle hibrit ve erişilebilir çalışma modelleri çoğu zaman daha dengeli sonuçlar verebilmektedir.
Prof. Dr. Oğuz Manas'ın yıllar önce Atilla Özerdim için geliştirdiği çözüm ise bugün hâlâ bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Engellerin büyük bölümü bireylerde değil, sistemlerdedir.
Doğru teknoloji, doğru yaklaşım ve makul uyumlaştırma sağlandığında insanlar potansiyellerini ortaya koyabilirler.
Prof. Manas'ın Atilla için kurduğu uzaktan erişim sistemi yalnızca teknik bir çözüm değildi.
Bugün erişilebilir dijital eğitimin, uzaktan çalışmanın ve kapsayıcı istihdam anlayışının temel ilkelerini yıllar öncesinden hayata geçiren vizyoner bir uygulamaydı.
Atilla Özerdim ise bütün yaşamıyla bize şunu gösterdi:
Fırsat eşitliği sağlandığında engeller başarıya engel değildir.
Bugün uzaktan çalışma modellerini konuşurken, bu topraklarda yıllar önce atılan bu öncü adımları ve bu adımların mimarı Prof. Dr. Oğuz Manas ile, büyük fedakârlıklarıyla Atilla'nın hayatına yön veren Mehmet Özerdim'i ve başarıları ile hepimize ilham veren Atilla Özerdim'i saygı ve rahmetle anıyorum.
Mehmet Kızıltaş
