Engelsiz Kariyer Logo  
‘BAŞARI İÇİN GEREKEN TEK ŞEY; ÇOK OKUYARAK ÇALIŞMAK’

Resim: Simto Alev portre resim.

Simto Alev, bilişim firmasında web arayüz geliştirici olarak evden çalışıyor. Çalışma koşulları, uyandığı zaman yeni iş günü başlıyor, iş yoğunluğuna göre akşam ya da gece bitiyor. İnternet Alev’in, hem sosyal hem de iş hayatı için önemli bir araç.

Yaklaşık 13 yıldır çalışan iş hayatının içinde olan Alev, birçok iş değiştirmiş ama hiçbirinde de iş mülakatı olmamış... Alev, başarı için, “Çok okuyarak, çalışmakla mümkün” diyor.
Şimdi sizleri Simto Alev’le gerçekleştirdiğim sıra dışı röportajı ile başbaşa bırakıyorum.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Bu soru pek bana göre değil aslında. Kendimi anlatmayı pek beceremem. Ama soracağınız diğer sorular beni tanımanız için ipuçları verecektir.
Henüz ilkokul yıllarında iken yaşadıkların hayatını tamamen değiştirmiş. Neydi bu hayatını değiştiren şey?
İlkokul 2. sınıfın ilk haftası, okulun bahçesinde koşarken düştüm ve bir daha kalkıp yürüyemedim. Ama bu durum hayatımı değiştirdi mi emin değilim.
Okul yıllarınızdan bahsedebilir misiniz?
Okul yıllarım zor koşullar altında başlamadı. Çok eğlenceli bir anaokulu yılı yaşadım. Sorunsuzca 1. sınıfa başladım. Ve ikinci... Yaşanan olaydan sonra devam eden bir okul hayatım olmadı: İlkokul terk!
Çocukken olmak istediğiniz veya hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı?
Hayır. Çocukken de şimdiki gibi hayallerden çok gerçeklere ve “şimdi”ye ilgi duyardım.

Resim: Simto Alev gülümsüyor.

Bilgisayarla 14 yaşındayken tanışmışsınız. Bilgisayarın hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?

Bilgisayara karşı özel bir ilgim yoktu. Hala da var denemez. Özellikle internetin yaygınlaşması ve şimdi tamamen hayatımıza yerleşmesiyle, iletişim ağının önemli bir aracı oldu hepimiz için. Arkadaşlarımla görüşmek, müzik dinlemek, etkinlikleri takip etmek, oyun oynamak, araştırma yapmak, alışveriş yapmak, okumak, yazmak, öğrenmek için bilgisayarı kullanıyorum. İşim için de bilgisayar kullanmam gerekiyor. Yani tüm iletişim yollarını hızlı ve etkili kullanmak için kullandığım araçlardan biri bilgisayar.
Bir röportajınızda yer alan, internetle tanıştığınız yıllarda modaya uyup, kendi sitenizi kurarak para kazanma hikayenizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Evet, o yıllarda (90’ların sonları) herkesin amatör bir web sitesi ve web sitesi sahiplerine para kazandıran sponsor siteler vardı. Ben de çevrede gördüğüm kişisel sitelere özenip, para kazanma hevesiyle kişisel bir web sitesi açtım.
Kendi sitenizi kurduktan sonra para kazanabildiniz mi? Sitenizin size para dışında da kazandırdıkları oldu mu?
Site üzerinden hayal ettiğim gibi para kazanamadım. Sadece bana hiç ulaşmayan 1-2 dolar.  (gülüşmeler) Ancak bu site ile birlikte deneyim ve çevre kazanmaya başladım. Beraberinde mesleğime de ilk adımları atarak, profesyonel olarak yaptığım işlerle para kazanmaya başladım.
Bilgisayar hayatınızın kendisi olmuş. Simto Bey, yazılımcılığa giden yolculuğunuzu anlatabilir misiniz?
Aslında yazılımcı değilim. Web arayüz geliştiricisiyim. Yazılıma da ilgi duyduğum dönemler oldu ama bana göre olmadığını keşfettim. Yolculuk ilk web sitemi kurmamla başladı. Tamamını elle yazmış olmama rağmen, diğerlerinden farkı olmayan ve içerik olarak hatta biraz da teknik olarak çöp bir siteydi. Ancak bunu yapmanın özgüveni ile, başkalarına para karşılığı işler yaptım. Küçük işler, küçük paralarla deneyim kazandıkça, kendime profesyonel hayatta bir yer edindim.
Öğrenme yolculuğunuzda hep kendinizin yoldaşı ve öğretmeni olmuşsunuz. Birçok şeyi kendi kendinize deneyimleyerek ve hiç pes etmeden öğrenmişsiniz. Eğitim desteği aldınız mı? Bunu biraz açabilir miyiz?
Açabiliriz. temel eğitim için, bir süre özel öğretmenle çalıştım. Haftada ortalama 2 saat, ilkokul seviyesinde ve matematik ağırlıklı dersler aldım. Bir profesyonelliğe oturan eğitimim bundan ibaret.
Kendi işinizin patronu olmak istemişsiniz. Ancak bu girişimler ileriye gidememiş. Neden?
Bu sadece ergen yaşlarımda olan bir hayaldi. Nedeni yok, temeli yok. Tamamen özentilikle kendi ajansımı kurmak istedim. Bir girişimim olmadı. Hayatımı işime değil, kendime adamamın, kariyer denen şeyin hiçbir işime yaramayacağını, sadece ihtiyaçlarımı karşılayacak kadar çalışmamın benim için yeterli olduğunu anlayınca, işçi olarak kalmaya karar verdim.
Tekerlekli sandalye kullanan biri olarak ilk iş mülakatınızı ve işe giriş sürecinde yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?
Yaklaşık 13 yıldır çalışıyorum. Birçok iş değiştirdim ama hiçbirinde iş mülakatım olmadı. Çoğunlukla online sohbetlerle anlaştık. Son iş görüşmem, ilk defa yüzyüze yaptığım bir görüşmeydi ama o dahi karşılıklı beklenti ve yapacaklarımızı anlatan bir sohbetin ötesinde değildi.

İlk özgeçmiş deneyiminizden de söz edebilir misiniz?

Hiç özgeçmiş deneyimim olmadı.
Web Yazılımcısı olarak ilk iş deneyiminizi anlatabilir misiniz?
Doğru hatırlıyorsam, el yapımı ürünlerin olduğu bir takı sitesiydi.
Dergide geçirdiğiniz yıllar size neler kazandırdı?
Deneyim. Emin değilim ama galiba biraz da para.
Daha önce çalıştığınız bir işyerinde, maaşınızın düşürülmesine rağmen çalışmaya devam etmişsiniz. Birçok kişi ayrılma kararı verecekken sizi tam tersini yapmaya iten şey ya da şeyler nelerdi?
Evet, geçmişte böyle deneyimlerim oldu. Çünkü çalıştığım kurumlarda çok fazla deneyim ve çevre kazandım. Oralarda, bugün hala bana referans olacak insanlar, o çevreden iş yaptığım insanlar da var. Bugün istediğim yerde olmak için bunu yaptım.
Yazılımcılıkta kendinizi şuan itibari ile nerede görüyorsunuz?
Farkında değilim.
Kendinizi geliştirmek için birilerinden yardım alıyor musunuz?
Eğer “şu kişiden yardım alıyorum” gibi özel bir cevap arıyorsak, öyle biri yok. Ama çok fazla kişiden sohbet ederek veya bloglarını, makalelerini okuyarak yardım alıyorum.
Sosyal medyaya artan yoğun ilginizden ve size ait bir çok sayfanızdan bahsedebilir misiniz? Hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
Hepsine yetişmek, içerik ayrımını doğru yapmakla ilgili bir şey. Aktif bir blogum, henüz aktif olarak hayata geçmemiş bir blogum, Twitter, Facebook, Tumblr, Ekşi Sözlük hesaplarım var. Bunlar zaman zaman kesişse de, ortak içerik üretmiyorum ve hesapları birbirine bağlamıyorum. Paylaşacak çok fazla şeyim var ve hepsinin yerini iyi ayrıştırıyorum.
Ülkemizde profesyonel bilgisayar yazılımcısı (kodcu) engelli sayısı bir elin sayılı parmakları kadar. Engellilerimizi yazılımcılığa yönlendirmek ve başarılı olmaları için neler tavsiye edersiniz?
Ülkemizde ne kadar engelli yazılımcı var bilmiyorum ama engellileri özellikle yazılımcılığa yönlendirmek gerektiğini de düşünmüyorum. Yazılım geliştirmek ilgi duymayanın kolayca kabul edemeyeceği işlerden biri. Uykusuzluğa, düzensiz bir düzene alışık olmak gerekiyor. Başarı içinse gereken tek şey çok okuyup çalışmak tabii ki.
Çalışma koşullarınız nasıl? Ofiste (Homeoffice çalışıyorsanız belirtin) bir iş günü nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor?
Home-office çalışıyorum. Çalışma koşullarım, hemen hemen işverenlerimle birlikte kararlaştırdığımız gibi. Uyandığım zaman bir anlamda iş günü de başlamış oluyor. İş yoğunluğuna göre, bazen akşam üzeri, bazen gece vakti bitiyor. Ben de anlamıyorum.
Sıkıldığınızda ya da motivasyonunuzu kaybettiğinizde neler yapıyorsunuz?
Ben sürekli sıkılıp motivasyonumu kaybediyorum. Bu yüzden birçok şeyle uğraşıp sürekli aralarında geçiş yapıyorum.

Çalışma hayatınızda hiç mobing, ayrımcılık ve önyargılarla karşılaştınız mı?

Hayır. Hiç mobing veya ayrımcılıkla karşılaşmadım.
Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallarınız var mı? Bize anlatabilir misiniz?
Kahvemi içmeden işlere elimi sürmem. Görevim olmayan hiçbir işi, bilsem dahi iş çerçevesinde yapmamaya gayret ederim.
Şimdi de çalışmalarınızdan uzaklaşarak bize boş zamanlarınızı nasıl değerlendirdiğinizden ve hobilerinizden bahsedebilir misiniz?
Bu soru için herkesin vereceği ortalama cevaplardan faklı cevaplara sahip değilim. Çalışmadığım zamanlar ya bir şeyler okurum, ya yazarım, müzik dinlerim, film izlerim, oyun oynarım, yer, içer, gezer dolaşırım.
Ailenizin başarınızdaki yeri ve öneminden bahsedebilir misiniz?
Ailemin hayatımın her anında önemi büyük. Kimin değil ki? Ama sahip olduğum bir başarı olmadığı için, bu durum aile ilişkilerimin dışında kalıyor.
Tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sorununun sizi en çok zorlayan bariyer olduğunu okudum. Bununla hem mücadele ediyor hem de bu bariyerleri inadına pes etmeden nasıl aşıyorsunuz?
Bu bir savaş değil. Dolayısıyla pes edilecek bir şey yok. Ülkede eğitimden iş hayatına bir engellinin hayatını zorlaştırmak için gereken her türlü koşul sağlanmış durumda. Kişisel olarak iş ve eğitim problemim olmadığı için, beni en çok zorlayan alan erişilebilirlik. Daha olağan şartlarda bir hayat sürebilmek için devletten ve özel kurumlardan bir takım taleplerim oluyor. Bunlar olması gereken ama olmayan şeyler. Sonra da bunun takibini yapıyorum. Kimi zaman müspet sonuçlar alıyorum. Kimi zaman da cevap dahi alamıyorum. Ne kazanırsak kârdır.
Çalışan ve başarılı bir kişi olarak engellilerin istihdamda hak ettiği yeri alması için sizce neler yapılmalı?
Engellilerin, başka bir tür olmadığını, çeşitli uzuvlarını kullanamayan kimselerin iş bilmez beceriksizler olmadığınının kavranması gerekiyor. Elbette kişinin engelinden dolayı yapamayacağı ya da verimli olamayacağı işler de var. Ancak diğer koşullarda kişinin engeli iş dünyasında onun ayırt edici özelliği olarak görülmemeli. İşini zamanında ve doğru yapıyor mu? Mesele bu.
Röportajımızın keyifle sonuna doğru gelirken sizden gelecekle ilgili planlarınızı da öğrenebilir miyiz?
Geleceğe dair plan yapmıyorum.
Engelsizkariyer.com’la ilgili düşünceleriniz neler? Önerileriniz var mı?
Doğrusu, hiç ilan kovalayarak iş bulmadığım için, kariyer kaynaklarına tümüyle uzağım. Kişisel olarak dilerdim ki; böyle bir site olmasın. Herhangi bir ilan portalı engelliler için de yeterli olsun. Ancak engelli istihdamı konusunda büyük problemler yaşanırken, çok önemli bir açığı kapatıyor bu site.
Son olarak Türkiye'nin ilk Engelliler İnsan Kaynaklar ve Kariyer Portalı Engelsizkariyer.com aracılığı ile engelliler ve işverenlere bir mesajınız var mı?
Çok çalışmayın. Gerek yok. Gerektiği kadar çalışın ama. İşin hakkını verin. Yetecek kadar para kazanın. Fazlası için mücadele etmeyin. Kendinize zaman ayırın. O zamanı da boşa harcamayın. Kendinizi mutlu edin.
Röportaj: Mehmet Kızıltaş

www.engelsizkariyer.com