Engelsiz Kariyer Logo  
“GİRİŞİMCİLİK SOSYAL HAYATA KATILMAMDA ÇOK ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP”

Resim: Tunç'un arkadaşları ile yanyana birlikte ve yanlız olduğu 3 ayrı resim.
 
1988 yılında geçirdiği bir kaza hayatını tamamen değiştirdi. Değişen hayatını kısa sürede kabullenerek, katma değer oluşturan inovatif projeleri ile dünyanın sayılı girişimcilerinden biri oldu. İdalistliği ve kararlılığı ile örnek girişimci ve işadamı olarak tanınan Tunç Tonger, Oasis Medikal’in Kurucusu.
 
Tonger, kaza sonrası omurilik felçli olmasına rağmen yarım kalan ODTÜ’deki eğitimini tamamlayarak makine mühendisi oldu. Tonger, girişimciliğinin sosyal hayata katılmasında çok önemli bir yere sahip olduğunu ve iş hayatına katılmanın kendisine büyük bir motivasyon sağladığı vurguluyor.
 
Tonger, Çin'de aldığı Dünya Genç Girişimci İş Adamı ödülü, İzmir'de Dünya Türk İş Adamları Konferansında yine Türkiye'yi yurt dışında en iyi temsil eden İş Adamı Ödülü ve yine okuduğu ODTÜ'den aldığı onur ödülü dışında bir çok başarıya imza atan örnek bir isim.
 
Tonger’le Wall- Abled teknesinde gerçekleştirdiğimiz ve sizdeki girişimcilik ve inovasyon ruhunu harekete geçirecek röportajı ile baş başa bırakıyorum.
 
Sizi tanıyabilir miyiz?
İsmim Ahmet Tunç Tonger, 1966 İstanbul doğumluyum. Fakat 2 yaşından bu yana Ankara'da yaşıyorum.
 
Kısaca okul yıllarınızdan bahsedebilir misiniz?
Okul hayatım Ankara'da geçti. İlkokul, ortaokul, lise. Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’ni bitirdim. Ondan sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne girdim. Makine mühendisliği bölümünde okudum. Makine mühendisiyim.
 
Üniversiteye giderken yaşadığınız bir olay hayatınızı değiştirmiş. O günleri anlatabilir misiniz?
Üniversite 3. sınıfta iken bir araba kiralama şirketinde şoförlük yapıyordum. O esnada bir trafik kazası sonucu C5-6 seviyesinde yani boyun seviyesinde omurilik felci oldum. O günden 22 yaşındaydım. 1988 yılında bu yana hayatımı tekerlekli sandalyede sürdürüyorum. 
Resim: Tunç'un arkadaşları ile birlikte yanyana çekilmiş, köpeği ile bilrikte ve kaza öncesi dalgıç kıyafetlerinden oluşan üç resmi.
 
Eğitiminizi kaldığınız yerden nasıl tamamladınız?
Evet, 3. sınıfta iken kaza geçirmiştim ve daha sonra okulu bitirmeye karar verdim. Evde çoğunlukla proje dersleri alarak bir çok ders içinde sağolsun hocalarım eve kadar gelerek bazen beni sınava tabii tutarak okulu bitirdim. Akademik kariyer yapmak için okulda kalmayı hiç düşünmedim. Daha doğrusu bölüm başkanımız okulda kalmamı önerdi fakat benim hayalim hiç bir zaman bir akademisyen olmak değildi. Onun için kabul etmedim. Ondan sonra Aselsan'a girmemi önerdi onu da istemedim. Roketsan, Havelsan falan derken bizim bölümden mezun olanların çalışma ve iş hayatına başlama hayalleri hep bu firmalardı. Ama benim hayalim kendi işimi kurmaktı. Onun için evin salonunda bir bilgisayar, bir faks ve bir de yazıcıyla ilk şirketimi kurdum.
 
Çocukken olmak istediğiniz veya hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı?
Daha çocukken ben hep bir tüccar olmak istermişim. Onu da küçüklük arkadaşımdan duydum yıllar sonra. Arkadaşımla karşılaştığımızda bana, “Ne güzel Tunç hayallerini gerçekleştirdin” dedi. Ben de nasıl yani deyince; “Sen hep küçükken tüccar olacağım tüccar olacağım” derdin. İşte o zamanlar tüccardı ya da fabrikatördü şimdi işadamı veya meslek erbabı diyoruz. Sonunda sanayici oldum.
 
Engelli olduktan sonra girişimciliğiniz aynı zamanda sosyal hayata katılmanızında başlangıcı mı oldu?
Girişimcilik sosyal hayata katılmamda çok önemli bir yere sahip. Çünkü iş hayatına katıldığınızda bu size büyük bir motivasyon sağlıyor ve bir takım zorunluluklar getiriyor. Müşteri ziyaretleri gibi yada fuarlara gitmek gibi. Koşullarınız ne kadar zor olursa olsun bu tip bir gayretinizde muhakkak etrafınızdaki insanlar size çok yardımcı oluyorlar. Ama dışarı çıkmak istemeyen, motivasyonu bozulmuş bir engellinin etrafında bir müddet sonra dostları da kalmıyor açıkçası. Siz ne kadar güçlüyseniz, siz ne kadar hayatın içinde varsanız, çevrenizdeki insanlarda aynen o oranda sizin yanınızdalar. Bu yüzden iş bir insanın sosyalleşmesinde çok önemli olduğunu düşünüyorum.
 
Engelli bir birey olarak iş arayışınız oldu mu?
Bu güne kadar hiç iş aramadım. Ancak serbest meslekte bir çok işe girdim çıktım.
 
Kendi işinizi kurma fikri nasıl oluştu? Sizi tanıyan biri olarak sektör değişikliğinizi ve son olarak medikal sektöründe öncülük ettiğiniz yeni işiniz için neler söyleyebilirsiniz?
İş hayatına başladıktan sonra tabii ilk iş hayatına başlayışım bulunduğum koşulları iyi analiz ederek ve temsilcilik alarak oldu. Belli bir ekonomik güce ulaştıktan sonra bir takım ufak üretimlere başladım asma tavan gibi daha sonra biraz daha işler büyüyünce pvc kaplı sac işine girdim. Bu da buzdolaplarının kapaklarında kullanılan bir ürün. Bu arada tabii bir çok yan işleri mesela zemin beton işi yaptık ve en son olarak da medikal işe girdik. Medikal işine başlamamız benim bir rahatsızlığım sonucu oldu. Hidronefroz geçirdim 1996 yılında ve Almanya'ya tedaviye gittiğimde bana bir idrar sondası önerdiler. bu sondanın yüzeyi suyla kayganlaşıyordu. Bu ürünü ithal etmeye başladık daha sonra benim durumumdaki arkadaşlar veya doktorumun talebi üzerine elimdeki sondalar tükendi kısa zamandı. Baktık ki bu bir iş haline gelebilecek temsilciliğini aldık. Oasis Medikal adında bir firma kurarak bu ürünün ithalat ve dağıtımına başladık. Daha sonra rekabet piyasasında oluşan olumsuz koşullar bizi kendi ürünümüzü geliştirmeye yöneltti. 6 yıl önce AR-GE çalışmalarına başladık ve bir yıl içinde de bu çalışmaları tamamlayıp kendi ürünümüzü üretmeye başladık Hi-Slip markasıyla. Şu anda hidrofilik idrar sondasında Türkiye'de %65-70 oranında pazar sahibiyiz ve Amerika ve Avrupa'da 15 ülkeye ihracat yapıyoruz.
 
Başarılı bir girişimci olarak yeni işinizin vizyonundan bahsedebilir misiniz?
Bu işimiz bizim çok enteresan bir konu. Çok göz önünde olmayan ama çok tüketimi olan bir ürün. Çünkü hemen hemen tüm omurilik felçlileri, spina bifida hastaları, bir çok MS hastası ve gözle görülür bir hastalığı olmayan ama mesanesinde rahatsızlık olan nörojenik mesane hastaları bu ürünü kullanıyor. Bizim hedefimiz dünyada dev marka var iki tane biz 3. olmayı arzuluyoruz ilk etapta. Tabii bunlardan ilk iki sırayı alabilmekte biraz uzun vadeli olsa da aklımızdan geçen bir konu. Çünkü bizim ürettiğimiz sonda bağımsız test laboratuarlarından aldığımız sonuçlara göre kurma süresi olarak ve kayganlık olarak tüm rakiplerimizden en az %20-30 daha iyi. Yani biz dünyanın en iyi hidrofilik idrar sondasını üretiyoruz şu anda. Hedefimiz dediğim gibi bir dünya markası olabilmek.

Engeliniz şuan ki işinizi yapmanıza bir engel oluşturuyor mu?
Hayır artık oluşturmuyor. Ben 24 yıldır tekerlekli sandalyede hayatımı sürdürüyorum ve hemen hemen tüm çözümlerimi tekerlekli sandalyede yapabileceğim tekerlekli sandalyede erişebileceğim her şeyi yapabiliyorum.
 
Çalışma koşullarınız nasıl? İşyerinde bir iş günü sizin için nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor?
Artık eskisi kadar yoğun çalışmıyorum. Daha önce sabah iş yerine gidiyordum akşama kadar duruyordum. Şimdi daha geç gidiyorum çünkü daha profesyonel bir ekiple çalışıyoruz. Onun için kendime daha fazla vakit ayırıyorum yaklaşık yarım gün çalışıyorum. Gün bazen mesaiyle bitiyor, bazen iş yemeğiyle bitiyor, bazen arkadaşlarla dostlarla bir yemekte bitiyor, bazen de yorgun argın evde TV seyrederek bitiyor.
 
Firmanızda kaç kişi çalışıyor ve ekibinizde sizden başka çalışan engelli var mı?
Firmamda 110 kişi var şu anda istihdam ediyor. Fakat bizim Türkiye çapında 300 bayimiz var. Bazıları sadece bizim ürünlerimizi satıyor ve her bayide bizim ürünü çalışan en az bir kişi var. Yani bizim esasında firmada çalıştırdığımız 110 kişinin yanında hemen hemen bir bu işten ekmek yiyen 1000'e yakın kişi var. Ve bunların aileleri ile birlikte biz yaklaşık 4000 kişiye ekmek veriyor gibi hissediyorum ben. Bunun yanında da yaklaşık 10.000 kişi Türkiye ve dünya çapında 10.000 tekerlekli sandalyede veya spina bifida hastası bizim ürünü kullanıyor. Geniş bir aileyiz yani. Bizim fabrikamız şehirden yaklaşık bir saat uzaklıkta ve Kazan ilçesinde. Dolayısıyla bizim hemen hemen tüm işçilerimiz Kazan'dan. Engelli olan işçilerimizin de Kazan'dan olmasına gayret gösteriyoruz. Ancak şu anda iki engelli çalışanımız var benimle beraber 3 kişi. Ama engelli çalışan bulmakta çok zorlanıyoruz. Bunun sebebini de şöyle görüyorum. Bu engellilere verilen maaş engellileri çalışma hayatına girmekten alı koyuyor gibi bir hissim var. Çünkü ayda 300-400 TL para alıyor sanırım sakatlık maaşı. Bir düz işçi asgari ücretli çalışacak bir işçi sanıyorum 600 TL civarında bir maaş alıyor. Engelli ben 400 TLyi zaten hiç bir şey yapmadan alıyorum hani bir yere gidip çalışmaya başlasam alacağım para 600 TL diyor bu hesapla çünkü çalışmaya başladığı zaman maaşı kesiliyor. Böyle yanlış bir uygulama var. Bu uygulamanın düzeltilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer böyle bir destek varsa çalışmak isteyen iş hayatında bulunmak isteyen engellinin bu hakkının elinden alınmaması lazım. Çalışıyorsa bir şey üretiyordur, örnek oluyordur bu olumlu bir şeydir. En azından bu maaşın yarısı verilir ya da belli bir oranı verilir. O zaman engellinin çalışması da teşvik edilmiş olur. Şu anda bence bu uygulama biraz engellilere bilhassa eğitim alamamış yani bir meslek sahibi olmayan asgari ücret veya asgari ücretin biraz üstünde çalışabilecek engellilerin çalışma hayatında bulunmasının önünde bir duvar.
 
Engelli çalışanlarınızı hangi pozisyonlarda çalıştırıyorsunuz? ve nasıl bir çalışma koşullarına sahipler?
Engelli çalışanların diğer çalışanlarla benim açımdan bir farkı yok. Yapabildikleri her türlü işte çalışabilirler. Engelli oldukları için onlara pozitif ayrımcılık dışında bir ayrıcalık tanımıyoruz. Üretimde çalışıyorlar, idari kısımda bir yönetici asistanımız vardı daha önce o evlendi çocuğuna bakmak için ayrıldı şu anda çalışanların hepsi üretimde çalışıyor.
 
Sıkıldığınızda ya da motivasyonunuzu kaybettiğinizde neler yapıyorsunuz?
İnsanlarla birlikte olurum, arkadaşlarımla, dostlarımla, yalnız bir şeyler yapmayı hiç sevmem. Hayatımda hiç yalnız sinemaya gitmedim mesela. Onun için mümkün olduğunca insanlarla diyalog kurmayı severim.
 
Çalışma hayatınızda hiç mobing, ayrımcılık ve önyargılarla karşılaştınız mı? Eğer karşılaştıysanız kısaca özetleyerek bu süreçlerle nasıl başa çıktınız?
Mobing’le iş hayatında çok somut bir şekilde karşılaşmadım çünkü bu tip bir şeyi her zaman engelledim, buna izin vermedim. Fakat tabii günlük hayatta çok fazla ayrımcılıkla karşılaşıyorsunuz. Mesela bir gece kulübüne giderken bir kere bir adam senin ne işin var burada diyebiliyor bana. Yada pasaport almaya gittiğimde gişedeki memur arkamdaki yardımcımla diyalog kurabiliyor. Veya bir doktora gittiğimde rahatsızlığımla ilgili yine doktor bana neyim olduğunu sormak bana neyim olduğunu sormak yerine yanımdaki yardımcıma neyi var diye sorabiliyor. Bir yok farz edilmek, birey olarak kabul edilmemek, bunlar maalesef bizim toplumumuzun engelli tarafları. Bu süreçlerle başa çıkarken bir kere alışıyorsunuz. Engelliliğin ilk yıllarında bu sizi sıkıntıya sokabiliyor ya da moralinizi bozabiliyor ama ondan sonra hiç umursamıyorsunuz ve tabii ki bu engelli olmanın insana öğrettikleri de var. Bir kere hiç kimsenin hiç bir olayın sizin canınızı sıkmasına izin vermiyorsunuz. Bir doktor mesela bana değil de yanımdaki yardımcıma nesi var diye sorduğunda ben kendisine gayet medeni bir şekilde bana sorabilirsiniz size cevap verebilirim gibi uyarıyorum. Onlar tabi bir ölçüde anlıyor fakat herkesi eğitmek de tabii çok zor bir şey.

Çalışma hayatınızda prensip ve olmazsa olmaz dediğiniz kurallarınız var mı? Bize anlatabilir misiniz?
 
Evet, çalışma hayatımda tamamen ahlaki kurallara uygun bir çalışma hayatı bizim prensibimiz. Bunun içinde bir sürü şey var tabii. Ama kısaca özetle böyle. Bir kere asla yılmayacaklar minicik bir ışık gördüklerinde bile bu umudu yeşertecekler büyütecekler her zaman bir çıkış var.
 
Yaşamına aynı anda çok şeyi sığdıran aynı zamanda çok önemli projelerin hayata geçmesinde öncülük eden ilham veren bir isimsiniz. Ancak bu projelerde adınız anılmaz. Engelsiz ODTÜ gibi. Sizin hazırladığınız ve hayat bulan projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Ben hayatta yaptığım hiç bir şeyi bir nam olsun, bir statü kazanayım, bir mevkiye ulaşayım isteğiyle yapmıyorum. Çünkü bunların zaten gelip geçici olduğunu çok iyi biliyorum. Çok yüksek mevkilerde görev yapıp emekli olduğumda hiç bir değeri kalmayan bir çok insan gördüm. Önemli olan iş yapmaktır, önemli olan insanların ampullerini yakabilmektir. Önemli olan olmayanı var etmektir benim için. Ve bu tamamen kişisel ruhsal tatmini sağlayan şey budur. Ben kendi ruhumu tatmin ettikten sonra gerisi hikayedir. Onun için bir çok projede çok fazla ismim geçmez. Şirketimin Oasis'in esasında ürettiği ürünlerde direk omurilik felçlilerine yönelik bir üründür. Ben de bir omurilik felçlisiyim ama bir çok kişi Oasis'in sahibinin omurilik felçlisi olduğunu bile bilmez. Çünkü gerek yok buna yani benim bulunduğum durumu veya bu engelimi bir şekilde ticaret hayatında kullanmak ya da bir takım projelere çok fazla Tunç Tonger'i öne çıkarmanın çok gerekli olmadığını düşünüyorum. Zaten doğal 0 bu oluyorsa oluyordur olmuyorsa da olmuyordur. Engelsiz ODTU projesi başlayan bir proje oldu sonra birazcık söndü daha sonra bir arkadaşla canlandı. Şu anda bu proje engelsiz üniversiteye dönüştü. Ama bunun ilk alevi seninde bildiğin gibi 2001 gibi bir Rotary kulübüyle ODTU de yaptığımız bir takım düzenlemelerle başladı. Tabii bu çok mutluluk verici bu projenin şimdi engelsiz üniversiteye ulaşması çok memnuniyet verici. Daha sonra Ankara İl Emniyer Müdürlüğü Türkiye Genç İş Adamları Derneği ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'yle Ankara Emniyeti’nde seri konferanslar ama bunları bir bilgi yarışmasıyla 160 küsür okuldan lise son öğrencileri geldi. Önceden bir sinevizyon video gösterimi yaptık 10 DK. Burada uyuşturucu ve terörle ilgili bilinçlendirme yapıldı. Aynı zamanda komiser ve başkomiser arkadaşlar tüm liseleri dolaşarak Ankara'da yine terör ve uyuşturucu ile ilgili konferanslar verdiler. 4 yıl sürdü bu proje ve daha sonra bir çok il emniyet müdürlüğünce başka illerde de uygulandı. Fakat geçenlerde karşılaştığım eski il emniyet müdürü bu projeyi uygulamış ama nereden çıktığını bile bilmiyor. Bu fikir benim ve yine Erdoğan Erday isimli bir o zamanlar sadece yardımcı komiserdi. İkimizin bir sohbetinde ortaya çıkan bir projeydi ve oradan bir başlangıç buldu. Geçtiğimiz yıllarda yine polis okullarında yaklaşık 30 polis okulunda birinci sınıf emniyet müdürü Naci Uğur ile birlikte Engelli mi? Engellenen mi? adlı seri konferanslar yaptık tüm polis okullarını dolaştık tamamen fahri olarak hiç bir destek hiç bir parasal destek almadan kendimiz bunlarla zaten insan yeterince mutlu oluyor. Daha fazlasına da pek gerek yok.
 
Bu arada engelli olmadan önce hangi sporları yapıyordunuz ve şuanda sporla aranız nasıl?
Şu anda sporla aram çok kötü ama kaza geçirmeden önce basketbol, voleybol, kayak, su altı sporları gibi bir çok sporla uğraştım. Ama kazadan sonra fazla bir spor yapmıyorum.
 
Denize aşık ve hayaliniz olan Well-abled projeniz hakkında kısaca bilgi alabilir miyim?
Tabii ben 2 yaşından 16 yaşına kadar Ankara'lı olmama rağmen yazlık 3 aylık tatillerimi hep İstanbul Küçükyalı'da geçirdim. Anneannemin bir yazlığı vardı denize sıfır Küçükyalı'da. Dolayısıyla denizle iç içe büyüdüm. Onun için çok fazla bir deniz sevgim var. Kazadan sonrada yine bir çok kereler tekneyle tatil yapma arzumu gidermek için girişimlerde bulundum. Ama çok büyük zorluklar yaşanıyor teknede. Tekneye inip binmekten başlıyoruz, teknede konaklamak, denize girmek hepsi büyük problem hep karga tulumba usulü oluyor o da çok hem onur kırıcı hem rahatsızlık verici hem görüntü olarak insanı huzursuz ediyor. Onun için böyle bir hayalim vardı kendi teknemi bir gün yapacağım diye. İşte iş hayatım beni bugün bu projeyi gerçekleştirmeye nasip etti.
 
Neden Well-abled ismi?
Well-abled'ı biz Dis-abled'dan türettik. Bu aynen engelli, engelsiz veya engelli, engellenen gibi bu engelsiz veya engellenen kelimelerini de Türkiye'de literatüre katan ben oldum. Engelsiz ODTÜ Projesi ilk engelsiz'in kullanıldığı yerdir. Yine engelli yerine engellenen kelimesini de Ali Kırca'nın Siyaset Meydanı programında kullanmıştım. Böyle de bir katkımız var Türkçemize. Negatif olan Dis-abled; abled vakıf olmak, yapabilmek Dis-abled yapamamak gibi Türkçe'ye çevirirsek Well-abled da güzel yapmak, yapabilmek gibi oluyor. Biz Dis-abled'ı Well-abled'a çevirdik çünkü bu tekne tamamen bir engellinin herşeyi yapabilmesine yönelik tasarlandı. 

Adeta engelliler için yok yok denebilecek özgürlük cenneti olan Well-abled’teki tüm düzenlemeler sizin eseriniz mi? Diğer teknelerden ayıran özellikleri neler?
Bu teknedeki engellilere yönelik tüm çözümleri ben, tekne tasarımcısı iç mimar Hacı Hekim ve bu teknenin yapımını üstlenen tersanenin sahibi Kamil Ustaoğlu tarafından gerçekleştirildi. Bu teknede engellilere tabii bir parmağı olmayan ya da kolu bacağı olmayanlardan bahsetmiyorum tekerlekli sandalye kullanan engellilerden ağır engel grubundan bahsediyorum. Onlar için çok çok fazla düzenleme var. Madde madde anlatayım. En başta bir kere bu tekneye iskeleden binmek ve inmek tekerlekli sandalyede çok kolay. İkincisi bir servis botumuz var, yine bu tekneden servis botuyla karaya çıkmak yani açığa demirlediğinde yine bir tekerlekli sandalye kullanıcısının bunu kullanması mümkün. Denize girmek için tekerlekli sandalye ile denizin bir metre altına kadar inen bir platformumuz var bununla engelli denize giriyor, yüzüyor, tekrar platformun üstünde sandalyesinin üzerine geliyor platform yükseldiğinde oturarak yine tekneye erişiyor. Daha sonra salondaki oturma grubunun yüksekliğe ayarlanabiliyor engellinin yine kolay geçip geri gelebilmesi için, tüm masalar yükseklik ayarlı, kaptan köşkünü yine engellinin tekneyi kullanabilmesine uygun tasarladık. Dümenimiz tamamen dijital, bir buçuk parmakta bile dümeni idare edebiliyorsunuz. Teknemiz 3 katlı, katlar arasında ulaşımı erişimi sağlayan bir hidrolik asansörümüz var. Ve bu asansörün tüm teknedeki kapılar panjur sistemiyle açılıp kapanıyor. Yani kapılarda kanat yok dolayısıyla bir engellinin sandalyesinden kapıyı açmak için uzanmasına sonra kapatmak için arkaya dönmesine gerek yok. Sadece bir düğmeyle kapılar açılıyor bir düğmeyle yine kapanıyor. Yine teknemizde yataklar elektrikli engelli istediği pozisyonda rahatça yatağında konforlu bir şekilde yatabiliyor veya TV seyredebiliyor. Banyolar tuvaletler yine tekerlekli sandalyedeki engellinin kullanımına uygun dünya normlarında yapılmıştır. Kol barları, lavabolar, aynalar hepsi normlara uygundur. Teknemizde engellinin yere düşmesi durumunda sandalyeden tüm odalarda ve banyolarda bir alarm butonu vardır. Zemine 30cm yükseklikte. Bu da yine tüm engellinin kullandığı mekanlarda kullanılan bir alarm sistemi. Bir de bunun dışında yine engellilerin yardım için yani bir servis için yukarıdan gemici veya yardımcısını çağırması için uzaktan butonlu bir çağrı sistemimiz var. Yukarıda bir jakuzimiz var. Bu jakuzi deniz suyuyla da doldurulabiliyor. Dolayısıyla vücut yaralarında deniz suyunun çok büyük bir faydası var, engelli bu jakuzide bir hidroterapi görebiliyor. Tüm elektrikli aydınlatma, yataklar, TV, asansör, platform, yükselen alçalan koltuk, uydu, kapı, DVD, klima tüm bunlar bir ipad aracılığıyla engelli otomasyon sistemiyle uzaktan kumanda karmaşasından kurtuluyor ve tüm her şeyi yönetebiliyor bu da çok büyük bir kolaylık getiriyor engelliye. Bunun dışında yataklarımız antidekübitus vücut yarasını engelleyici yataklar. Bunun yanında da bir adet havalı bir yatağımız var Roho markalı. Buda vücudunda yara olan kişilerin kullanabilmesine uygun yani teknemizde vücudunda yarası olan bir engellinin gelmesi durumunda da bu yatağı kullanabilecek.
 
Bir röportajınızda, teknede başarılı engellilerin de tatil yapmasını sağlayacak bir projeniz olduğunu okumuştum. Projenizden kısaca bahsedebilir misiniz?
Şimdi bu tekneyi ben kendi hayallerimi gerçekleştirmek için inşaya başladım. Ama daha sonra tabii ki bir çok kafamızda fikir oluştu. Bunlardan biri de yine başarılı engellilere bu tekneyi belli ölçüde hediye babında bir tatil olarak sunmak ya da tatil bursu diyelim. Bunlar kimler olacak sporda başarılı engelliler, yine okullarında üniversitede başarılı olan engelliler, yine sanat hayatındaki başarılı engelliler yani topluma örnek olan yine ekonomik durumu böyle bir tekneyi kiralamaya el vermeyen engellilere biz böyle bir imkan sunmak istiyoruz. Kiralamak isteyenler için ekonomik durumu iyi olan Türkiye'den veya yurt dışından engellilerde bu tekneyi kiralayabilecek. Tabii bende bu arada kendi tatilim içinde bir miktar kullanacağım. İletişim için www.wellabled.com bizim web sitemiz buradan bilgi almak isteyenler veya iletişim kurmak isteyenler de info@wellabled.com 'a e-mail gönderebilirler.
Ailenizin başarınızdaki yeri ve öneminden bahsedebilir misiniz?
Tabii ki bir engellinin hayatında ailesi çok önemli bir yer tutuyor. Onlar sizin tam tabiriyle eliniz ayağınız oluyor. Benim de yine bu iş hayatımda ve sosyal hayatımda belli bir noktaya kadar belli bir noktadan sonra artık tamamen profesyonel bir ekip kurdum ama bu ilk yıllar ilk 5-10 yıl engelli olduktan sonra ailemin çok büyük bir desteği oldu. Onlara buradan sevgilerimi yolluyorum.
 
Engellilerin de girişimci olmaları için neler tavsiye edersiniz?
Esasında şöyle baksınlar hayata bir takım fiziksel görünür engeller olabilir, ama esasında herkesin bir engeli var. Kimilerimiz sanata engelliyiz, kimlerimiz matematiğe engelliyiz, kimlerimiz analitik değiliz, kimilerimiz hızlı koşuyoruz, kimlerimiz spor yapamıyoruz, yani herkesin yapabildiği ve yapamadığı bir takım şeyler var. Engellilerin ise vücutları ile ilgili kullanamama tam olarak %100 kullanamamakla ilgili bir takım sıkıntıları var. Ama bu hayatta her şey değil eğer beyinlerini kullanabiliyorlarsa yapabileceklerinin sınırının olmadığını bilmeleri lazım. Yani buradaki şey çok önemli ısrarcı olmak, vazgeçmemek, sürekli bir arayışta olmak, esasınsa şöyle bir örnek veriyorum ben ara sıra; tünelin ucunda gördüğünüz ışık çıkışta olabilir üzerinize gelen trende olabilir. Bunun ne olduğunu belirleyen sizin koşacağınız yöndür. Kaçabilirsinizde ışığa doğru koşabilirsinizde. Genelde ışığa doğru koşun çünkü o ışık çıkış yoludur hep.
 
Başarılarınızı ölümsüzleştiren ve daha anlamlı hale getiren aldığınız ödüller var. Bunlardan da bahsedebilir misiniz?
Ben 24 yıllık bir engelliyim ve bu engellilik hayatım boyunca oldukça fazla ödülüm oldu. Ama bunların belli başlarını ben söyleyeyim. Tabii ki en önemlisi Çin'de aldığım Dünya Genç Girişimci İş Adamı ödülü, bunun dışında İzmir'de Dünya Türk İş Adamları Konferansında yine Türkiye'yi yurt dışında en iyi temsil eden İş Adamı Ödülü'nü almıştım. Yine ODTÜ'de okuduğum okuldan bir onur ödülüm var. Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden yaptığımız proje ile ilgili aldığım bir ödül var. Bunun dışında bir çok dernek ve kuruluştan takdir ve ödüllerim var.
Başarılı ve örnek biri olarak engellilerin istihdamda hak ettiği yeri alması için sizce neler yapılmalı?
Öncelikle engellilerin ve engelli dediğimde benim aklıma hep ağır engelli geliyor tekerlekli sandalye geliyor tabii bunun dışında da çok büyük bir engelli kitlesi var. Onun için ağır engellileri ele alırsak bir kere ulaşım çok önemli. Ulaşım olmadan engelli ne okuyabilir, ne işe gidebilir, ne sosyal hayata katılabilir. Olmazsa olmaz ulaşımdır. Ulaşımdan sonra diğerleri tabii ki daha kolay olur. Ama ulaşımı sağlayabilen engelliler içinde en önemli kriter toplumun engelliye bakışının daha medeni bir seviyeye gelmesidir. Bu olduğu takdirde engellilerin okuması, meslek sahibi olması, sosyal hayata, iş hayatına katılması, evlenmesi, bunların önünde hiç bir engel kalmaz. Tabii hep eğitim ve toplumun bilinçlenmesi.
 
Şimdi de çalışmalarınızdan uzaklaşarak bize boş zamanlarınızı nasıl değerlendirdiğinizden ve hobilerinizden bahsedebilir misiniz?
Daha önceleri ben boş zamanlarımda resim yapıyordum. Şimdi ise bu tekne olayından sonra artık tam bir deniz tutkunu olarak en büyük hobim tekne inşa etmek. Herhalde teknede bitti artık gezmek olacak tekneyle bundan sonra. Balık tutmayı çok severim ancak bu tekneyle o imkanı bulacağım. Belgesel kanalları seyretmeyi çok seviyorum esasında en büyük hobim o.
 
Engelsiz Kariyer’le ilgili düşünceleriniz neler?
Engelsiz Kariyer Türkiye'de çok büyük bir boşluğu dolduran ve ihtiyacı karşılayan bir portal ama bunun muhakkak daha çok eğitim almış iş hayatında yer alabilecek engelli bireylerle desteklenmesi gerekiyor. Maalesef bizim lise ve üstü eğitim almış engelli envanterimiz çok az hele hele üniversitede okumuş ağır engelli sayısı yok denecek kadar az çünkü ben tekerlekli sandalyede üniversiteyi bitirmiş engellilerin çoğunu az çok biliyorum ve duyuyorum. Belki %1'i geçmez onun için bu portalın bence çok önemli olduğunu düşünüyorum. Devletinde eğitimde engellilerin ihtiyaçlarını sağlamak yönünde tüm önlemleri alması gerektiğini düşünüyorum.
 
Son olarak Türkiye'nin ilk Engelliler İnsan Kaynaklar ve Kariyer Portalı Engelsizkariyer.com aracılığı ile engelliler ve işverenlere bir mesajınız var mı?
Tek mesajım var, engellilerde bu toplumun bir parçası. Ayrımcılık ve onları yok görmek bence olabilecek en ayıp şey. Tüm gelişmiş ülkelerde engelli olanlarla engelli olmayanlar her şeyi birlikte yapıyorlar ülkemizde de bunun böyle olmasını temenni ediyorum.
 
Röportaj: Mehmet Kızıltaş

www.engelsizkariyer.com