Engelsiz Kariyer Logo  
'ENGELLİLER HİÇBİR ZAMAN EŞİT KOŞULLARA SAHİP BİR ÇALIŞAN GİBİ GÖRÜLMÜYOR'

Resim: Tom Sheakespeare'nin WHO Binası önünde, konuşma yaparken ve Mehmet Kızıltaş'la Röportaj sonrası yanyan olan resimleri.

O gelişim problemi olan bedenine inat büyük hedeflerin peşinden hiç ayrılmadan kendi başarı kulelerinin baş mimarı olmuş bir akademisyen ve yazar. Sahip olduğu nitelikleriyle engelli olmasına rağmen hiç önyargılarla karşılaşmamış. Kimden mi bahsediyoruz? Tabi ki yazar, akademisyen ve Dünya Sağlık Örgütü Dünya Engellilik Raporu yazarı ve editörü Tom Shakespeare’dan. Shakespeare, yazdığı rapor nedeniyle dünyayı geziyor ve engellikle ilgili deneyimlerini anlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nde önemli bir görevi temsil eden Shakespeare ile Türkiye ziyaretinde bir araya gelerek dünyada engelli istihdamı üzerine röportaj yaptık.

Engelli istihdamında başarının anahtarı “hem işverenlerde, hem engellilerde, hem de hükümetlerde. Engellilerin istihdama kazandırılmasında engellilerin fırsatları doğru değerlendirmesi ve hükümetlerinde işverenleri teşvik edici destekler sağlaması ile istenilen sonuçlar elde edilebilir” diyen akademisyen Shakespeare, dünyadaki kota uygulamaları ve olumsuz sonuçlarını anlatıyor.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
İsmim Tom Shakespeare, 1966 yılında İngiltere’nin Aylesbury kasabasında doğdum. Cambridge Üniversitesi’nde okudum ve doktora yaptım. 4 yıl önce kısmı bir felç geçirdim ve tekerlekli sandalye kullanıyorum. Engelli Hakları ve Yanlışlar, Postmodern Engellilik gibi yayımlanmış kitaplarım ve engellilik üzerine makalelerim var. Cenevre’de Dünya Sağlık Örgütünde çalışıyorum. Editörlüğünü ve yazarlığını yaptığım Dünya Engellilik Raporu’nu anlatmak için dünyayı geziyorum.
Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) bakınca dünyada engellilerin istihdama katılmasının önündeki en önemli problemler nelerdir?
Şimdi şöyle ben esasında Dünya Sağlık Örgütünde çalışıyorum ama her zaman için kendi kurumumda da engellilerin sadece bir sağlık meselesi olmadığını hep vurguluyorum ve istihdamında önemine her zaman için gönderme yapıyorum. Her şey den önce istihdam hayatında engelli insanlara bir eğitim sunmalısınız ki onların da bu aldıkları eğitim karşısında işverenlere sunabileceği bir yeteneği olsun. Onun dışında diğer problemler olarak işverenleri sayabiliriz. İşverenlerin ayrımcı uygulamalarından bahsedebiliriz. Aynı zamanda engellilerin iş yerlerine taşınması bununla ilgili sorunlar ve erişim sorunları var.
İşveren tarafından konuyu ele aldık. Bir de engelli tarafından bakacak olursak engellilerin istihdama katılımlarında neden zayıf kaldıklarını ve problemleri için tespitleriniz neler?
Esasında burada bütün suçu işverenlere atamayız. Aynı zamanda engelli çalışanlarda da problemler var. Mesela çalışmak istemeyenler var. Belki tembellik yapmak istiyorlar. Bazı engellilerin de işverenlerin aradığı yeterli mesleki becerileri yok. Engellinin kendisiyle ilgili yada becerileriyle ilgili çok da gerçekçi olmayan bir fikre sahip. O yüzden aslında engellilerin kendileriyle ilgili doğru yatırımları yapmaları gerekiyor. Mesela bilgisayar becerileri ilgili gelişimleri olabilir ya da eğitimde çok daha farklı bir derece almaları, diploma almaları gerekebilir. O yüzden bizimde öz eleştirel olmamız gerekli. Ama benim asıl üzüldüğüm bir nokta daha var. Gerçekten son derece kalifiye, niteliği çok yüksek engelliler var ve çok uzun süre iş arıyorlar ve bulamıyorlar. Ben onlar için çok büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Çünkü engellilere fırsat ve şans tanıdığınızda gerçekten toplum için çok yararlı olduklarını söyleyebilirim.
Shakespeare'ın Türkiye toplantısına katılan arkadaşlarıyla toplu resim çektirirken ve ayrıca yayınlanan kitaplarının kapak görüntüleri resmi.
Dünya Sağlık Örgütü gözüyle değerlendirecek olursak engelli istihdamında başarı kriteri nedir? Ve hangi ülkeler daha başarılı?
Şöyle anlatabilirim. Öncelikle bu çok değişkenlik gösteriyor. Çünkü, çok gelişmiş ülkelerde ya da çok yüksek gelire sahip ülkelerde bile aslında engelli olmayan vatandaşlar engellilere kıyasala iki kat daha fazla istihdam ediliyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’nde bile özellikle medeni hakların çok gelişmiş olduğu bir ülkedir. Engelli istihdam oranı düşük olduğunu görüyoruz. Ama İskandinav ülkelerinden örnek veriyorum; Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkeler engellilerin istihdamı konusunda çok daha iyi bir konumdalar. Kendi ülkem Britanya, İngiltere’yi örnek gösterebilirim. Bizim özellikle işe erişim programlarımız gerçekten iyi çünkü bir takım süspansiyonlar veriyoruz. Çünkü bildiğiniz gibi engelli istihdamı aynı zamanda ilerde bir maliyet anlamına da geldiği için bu süspansiyonlar da var. Ve şöyle ki mesela Almanya’dan bahsedebiliriz. Almanya’da engelli istihdam oranı yüksek ama diğer taraftan da böyle biraz tezgah altı işlerde çok iyi koşulları olmayan işlerde çalışıyorlar. Yani genel oran yüksek ama kariyer yapabilecekleri bir işte çalışmıyorlar. Yani çok görünür işlerde çalışmıyorlar. İsviçre içinde aynı şeyi söyleyebiliriz. Böyle bir sorun orada da var. Yani aslında mesele sadece engelli olanları olmayanlardan ayırıp ayrımcılık değil diğer taraftan da böyle cep harçlığı vererek çok düşük ücretlerle çalıştırılan engelliler var, bu da bir sorun.
Bir çok ülke engelli çalıştırmada kota uygulaması yapıyor. Yani %3, % 5, %6 vb. engelli çalıştırma zorunluluğu getiriyor. Bir de çalıştırmayanlara ceza kesiliyor. Bu uygulamalar doğru mu? Bir ülkenin engelli istihdamında başarılı olması için neler önerirsiniz?
Şimdi Türkiye’de bir kota sistemi uygulandığını biliyorum ancak bunun ne derece başarılı olduğunu bilmiyorum. Şöyle bir durum var eğer kota sistemini uygulayan bir ülke varsa ve başarılı sonuçlar veriyorsa ben tutup da o ülkeye siz sistemden vazgeçin diyemem zaten. Ancak diğer taraftan kota sisteminin genel itibariyle çok da doğru bir yol aldığını da düşünmüyorum. Çünkü esasında kota sistemi nedeniyle iş sahibi olan engellilere gerçek iş verilmiyor, geçici işler veriliyor. Ya da bu sistemden dolayı mecburen iş veriliyor ve onlar hiçbir zaman eşit koşullara sahip bir çalışan gibi görülmüyor. Daha vasıfsız ya da kötü çalışan olarak görülüyor. O yüzden esasında kota sisteminden çok daha önemli yollar var. Mesela bu noktada işverenlerin gözünü açmak çok önemli diye düşünüyorum. Çünkü işverenler eğer engelli çalışanları gerçekten büyük bir sadakatle bağlılıkla çalıştığını, çok sıkı çalıştığını ve işletmeye önemli bir katma değer katabileceğini görürlerse o zaman çok daha etkili olur. Aynı zamanda belki birazcık daha katı kuralları olan bir mevzuat durumu düzeltebilir. Eğitim ve rehabilitasyonda önemli. Bir de ilave masraflar var engelli çalışanların iş hayatına katılımıyla ilgili doğan ek maliyetler mesela ekran okuyucu, işitme cihazına ihtiyacı varsa cihazların alımıyla ilgili ek maliyetler gibi bunlar sağlanabilir. Örneğin; İngiltere’de bu konuda yapılan çalışmalar var. Herkes için eşit bir oyun sahası olsun herkes eşit koşullarda yararlanabilsin diye. Ve son olarak rol modeller ve iyi örnekler var. Yani sonuçta engellilerin eğitiminin ve istihdama katılabileceği yararları gösterebilecek bunu örnekleyebilecek hem kamu çalışanları hem de avukatlar doktorlar yani başarı hikayeleri yararlı olabilir diye düşünüyorum.
Başarılı biri olarak Engellilik üzerine yazdığınız kitaplar ve makaleleriniz var. Sizin başarınızın sırrını öğrenebilir miyiz? Ve aynı zamanda engellilere neler önerebilirsiniz?
Aslında benim babam da bir engelliydi ve babam aynı zamanda bir doktordu. Babamdan dolayı engelliliği bizzat yaşayarak bunun bir engel olmadığını görmüş oldum. Diğer taraftan son derece şanslıyım. Çünkü çok iyi bir eğitim aldım, zeki bir insanım, iyi bir iletişimciyim. Bu nitelikleri kazandığım için önümde ki kapılar kendiliğinden açıldı. İngiltere’nin en iyi üniversitelerinden Cambridge Üniversitesi’nde okudum, doktora yaptım. Az önce sohbetimizde sözünü ettiğimiz bütün o ayrımcılık ya da önyargılardan zaman kaybedip fazla başa çıkmam gerekmedi. Tabii ki bu sürecin kendi içinde zorlukları da oldu. Her şeyden önce boyum normal bir şekilde uzamıyordu. Böyle bir problemim vardı. Bu hem büyüme ile ilgili hem de bedensel gelişimim ile ilgiliydi. Ama daha sonra 4 yıl önce kısmı bir felç geçirdim ve tekerlekli sandalye kullanıyorum. Bu süre zarfında bir şekilde şanslıydım önümde ki kapılar açılmıştı. Engelli olarak çok fazla bir önyargı ile karşılaşmadım. Zaman içinde engellilik durumum ağırlaştığında da bu durum benim için değişmedi. Şuna inanıyorum; özellikle akademik camiada farklı mesleklerde ve medyada çok sayıda benim gibi başarı hikayesi olan engelliler var. Eğer onlar bu başarı hikayelerini paylaşabilirlerse pek çok insan da bu konuya çok daha açık bir şekilde yaklaşabilir diye düşünüyorum. Ben kendim şanslıydım ama benim kadar şanslı olmayanlar içinde çok ciddi başarı hikayeleri olduğunu biliyorum. Yani belki bu görme özürlüler, konuşma engelliler için çok daha zor olabilir ama yine de ben bu başarı hikayelerinin toplumdaki önyargıların ortadan kaldırılmasında önemli olduğuna inanıyorum.
Son olarak Engelsizkariyer.com aracığı ile bir mesajınız var mı?
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi diye bir sözleşme var ve Türkiye’de bunun tarafı olmuş ve imzalamış durumda. Herkesimin hükümetten vatandaşa kadar bunun hayata geçilmesinde sorumluluğu var. Hem ulusal düzeyde hem yerel düzeyde bunun uygulanmaya dökülmesi lazım. Bunun takipçisi olmak lazım. Çünkü Türkiye’de %15 oranında bir engelli nüfusu var ve bu kadar büyük bir nüfusu dışlamayı hiçbir şekilde Türkiye kaldıramaz. Bu yüzden engellilerin haklarının uygulamada ve günlük yaşamda takipçisi olması gerekiyor. Önyargılardan uzak olmak için bireysel gelişimimizi arttırmalıyız. İşverenleri ise engellilere fırsat eşitliği tanıyarak potansiyellerine göre yapabilecekleri ortamlar oluşturmalılar. Engellilerin işletmelerine katmadeğer katan başarılarında imza atan bireyler olacaklarını ancak birlikte çalıştıkları zaman öğrenebilirler.
Röportaj: Mehmet Kızıltaş



www.engelsizkariyer.com