A-  A+ A  |  Erişilebilirlik Anasayfam Yap Anasayfam Yap   Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle Siteyi Öner Siteyi Öner 
Duyuru: İş arayan engelliler ve engelli aday arayan firmalar Engelsiz Kariyer Günleri 2017 'de bir araya geliyorlar.
Hızlı İş Ara:         

Araştırmalar 

“Engelliler için Eşit Fırsatlar: İşbirliği ve Ortaklık”
Yazdır Arkadaşına Gönder    
Avrupa Komisyonu Engelliler Konferansı 

Avrupa Komisyonu Engelliler Konferansı, Avrupa Birliği'nin genişleme süreci içinde Birliğe katılmaya hazırlanan ülkeler arasında özürlülük konusunda bilgi ve deneyim alışverişini arttırmak üzere Avrupa Komisyonu'nca 09-11 Aralık 2004 tarihleri arasında Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği düzeyinde farklı politika alanlarında engellileri ilgilendiren konularda bilgi sağlamak Avrupa Komisyonu'nun önem verdiği konulardan biridir.

Avrupa Birliği nüfusunun % 10'u engelli insanlardan oluştuğu göz önünde bulundurulduğunda Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkelerde ne kadar çok sayıda engelli birey yaşadığı ortaya çıkmaktadır. Bu vatandaşların haklarını geliştirmek ve topluma katılımlarını arttırmak için çok daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir.

Düzenlenen bu konferans Avrupa Birliği'ne katılmaya hazırlanan Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Türkiye'de engellilere tanınan hakların geliştirilmesi, topluma katılımlarını arttırılması ve fırsat eşitliği olanaklarının arttırılması konusunda işbirliği ve ortaklık oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir.

Engellilik konusunda deneyimleri paylaşmak ve iyi uygulama örneklerinin aktarılmasını da öngören bu konferansa katılım sürecinde ya da müzakerelere başlamak üzere olan ülkeler, AB üye devletlerden temsilciler ve Avrupa Komisyonu'ndan uzmanlar katılım sağlamıştır. Konferansa Bulgaristan'dan 58, Romanya'dan 22, Hırvatistan'dan 5, Türkiye'den 11, Belçika 14, İtalya'dan 1, İrlanda'dan (2), Birleşik Krallıktan 5, İngiltere'den 1, İspanya'dan 3, Makedonya'dan 1, Finlandiya'da 1, Fransa'dan 1, temsilci katılım sağlamıştır. Türkiye'nin oluşturduğu delegasyonda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyon Dairesi Başkan lığı, TİSK, Başbakanlık Özürlüler İdare Başkan lığı, HAK-İŞ, KESK, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu, İşitme Engelliler Federasyonu ve Zaman Gazetesi temsilcileri bulunmaktadır.

Ulusal kamu kuruluşlarının, engelliler örgütlerinin, medya ve akademisyenlerin, AB'nin engellilik konularına yaklaşımı ana unsurları konusunda sunumlar ve tartışmalar gerçekleştirilmiştir. Sunumlar, hakka dayalı yaklaşım, sivil toplum katılımı aracılığıyla etkili yönetişim ve fırsat eşitliği koşullarını yaratmak üzerine üç ana başlık altında gerçekleştirilmiştir.

9 Aralık 2004

Konferans Bulgaristan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Christina Christova'nın yaptığı açılış konuşması ile başlamıştır. Bu konuşmada özürlü bireylerin diğer tüm vatandaşlar gibi eşit haklardan faydalanabilmesi için ortak çalışma imkânlarının arttırılmasının, bilgi ve deneyim alışverişinde bulunulmasının öneminden bahsedilmiştir. Düzenlenen bu konferansın özürlülere sağlanan fırsat eşitliği konusunda işbirliği ve ortaklık yaratmak adına yeni fırsatlar yaratacağını umut ettiklerini belirtmiştir. Bakan konuşmasında Bulgaristan'da gerçekleştirilen çalışmalara değinmiştir. '2003-2005 Özürlülerin Entegrasyonu Hakkında Eylem Planı' hazırlanmış, bu plan gereği Özürlüler Kurulu oluşturulmuştur. Bu kurul özürlülerle ilgili konularda karar mekanizması olarak faaliyetlerini sürdürmekte ve sosyal hayata katılımın arttırılması yolunda özel önlemler ön görmektedir. Özürlülerin İstihdamı ve NGO'lara da bu plan dahilinde destek sağlanacaktır.

Bakan konuşmasında Bulgaristan'la ilgili diğer bilgilere de değinmiştir. Ülke çapında yaklaşık 11.000 kişiye 24 saat kişisel asistanlık hizmetleri verilmekte olduğundan bahsetmiştir. Ayrıca kendi işini kurmak isteyen engelli bireylere bireysel kredi imkânı ve kariyer yapmak isteyenlere burs imkânı sağlandığını aktarmıştır.

Bakan'ın konuşmasının ardından Avrupa Komisyonu Çalışma, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü Genel Direktörü Odile Quintin konuşma yapmıştır. Konferansa aday ülkeler Bulgaristan, Romanya, Türkiye ve Hırvatistan dışında üye ülkelerden ve engelli örgütlerinden de katılım sağlandığını ve engellilikle ilgili politikalar konusunda bu temsilciler arasında fikir alışverişi sağlayacağını düşündüğünü dile getirmiştir. Konuşmasının devamında engelli bireylere yönelik tarihsel yaklaşımlara da değinmiştir. Önceleri toplumsal yaşam normal insanlara göre ayarlandığı için özel ihtiyaçları olan bireyler için özel uygulamalar yapılmak zorunda kalındığını da dile getirmiştir. Toplumda yaşayan kişilerin zekâ, yetenek, başarı ve hareket kabiliyetinde bireysel farklılıklar gösterebileceği ön kabulü ile yola çıkılmadığı için farklı özelliklere sahip bireylerin sosyal hayata katılımlarında engellerle karşılaştıklarına değinmiştir. Engellilere yönelik faaliyetlerin hayır amaçlı yapıldığı zamanların artık geride kaldığını, engellilerin artık kendi haklarını koruyabilen ve diğer vatandaşlarla eşit haklara sahip bireyler olarak görüldüğünü belirtmiştir.

Amsterdam Antlaşmasının 13. maddesi eşitlik ilkesinin temelidir. Deneyimlerin paylaşılacağı bu toplantıda engelli bireylerin eşit fırsatlardan faydalanabilmesi için ortak çalışma çerçevesi hazırlanabilmesi umudu taşıdığını söylemiştir. İşyerlerinde engelliler için uygun çalışma ortamı, fiziksel çevrede uyarlamalar, kamusal alanlarda fiziksel düzenlemeler gerektiğini belirtmiştir. Engelli bireyin ayrımcılığa maruz kaldıkları düşünüldüğünde sivil toplum örgütlerinin hukuki yollara başvurabileceği ve böylece ayrımcılıkla Mücadele Direktifi'nin hayata geçirilmesinin sağlanacağını aktarmıştır. Bu direktifin uygulanması konusunda 2005 yılında Avrupa Birliği çapında bir araştırma yapılacağına değinmiştir.

Avrupa Birliğinde yaşayan yaklaşık 36 milyon engelli bireyin bulunduğunu belirterek, yaşlanan 75+ nüfusun hareket kısıtlılığı yaşadığını ve yaşamlarını devam ettirebilmeleri için özel uygulamalar gerektiğini dile getirmiştir. Bu konular göz önünde bulundurularak daha geniş çaplı politikaların hazırlanması gerektiğini anlatmıştır. Engelli bireylere yönelik politikaların genel olması ve sosyal içerme yaklaşımı ile hazırlanması gerekir. Fiziksel çevreye, bilgiye erişimi sağlayacak, istihdamı arttıracak özel önlemlere yer verilmesi de gerekmektedir. 55+ üstü çalışanların artması ile birlikte çalışırken engelli duruma düşme oranı da artacaktır. Tüm bunlar göz önünde bulundurularak yeni istihdam politikaları hazırlanmalıdır. Hazırlanacak eylem planı bütün yaşamsal alanları kapsayacak ve sosyal içerme ve bütünleştirici yaklaşımla hazırlanmalıdır. Avrupa Birliği 2002-2006 yılları arası için eylem planı hazırlamış ve özürlülere yönelik olarak yapılacak çalışmalar için 62 milyar Euro'luk bir ödenek ayırmıştır. Üye ve aday ülkelerde politikalar hazırlanırken sosyal diyaloga özellikle önem verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun için engelli bireylerin temsil kapasitelerinin arttırılması gerekmektedir.

Engellilerin sosyal içerme konusunda Türkiye ve Bulgarsitan’da çalışmalar başlatıldığına da değinen Odile Quintin 2005 yılında engelli bireylerin Avrupa Birliği’ndeki durumu hakkında geniş çaplı bir rapor hazırlanacağını belirtmiştir. Bu raporun her iki yılda bir hazırlanacağı ve 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü’nde açıklanacağı bilgisini vermiştir. Konuşmasını Avrupa Birliği sınırları içerisinde yaşayan engelli bireylerin durumlarının iyileştirilmesi için AB müktesebatına uyulması gerekliliğine değinerek noktalamıştır.
Bulgaristan Engelliler Birliği Başkanı Krassimir Petrov Kotzev, son iki yılda engellilere yönelik fırsat eşitliği yaratmak adına büyük ilerlemeler kaydedildiğini söylemiştir. Engellilere yönelik tutumun değiştirilmesi için onların bazı özel ihtiyaçları olduğunu, eşit haklara sahip olduğunu bilmek gerektiğine değinmiştir. Bulgaristan’da e-europe uygulamalarını NGO’ların desteği ile gerçekleştirdiklerini anlatmıştır. Ayrıca sosyal diyalog neticesinde Ulusal Eylem Planı ve Ayrımcılıkla Mücadele Kanunu, Engellilerin Entegrasyonu Kanunu hazırlanmıştır. Engellilerin Entegrasyonu Kanunu’nun şuanda Maliye Bakanlığının inceleme sürecinde olduğunu aktarmıştır.
NGO faaliyetlerinin son zamanlarda devlet tarafından bir önceki dönemlere göre daha fazla destek gördüğünü de konuşmasına eklemiştir. Engelli sorunlarının çözülmesine Avrupa Engelliler Modeline sadık kalarak çalışmalarını gerçekleştirdiklerini söylemiştir. Bu süreçte engelli haklarının tanınması ve ayrımcılıkla mücadele kapsamında devlet ve yerel idarelerin diyalogla sorunların çözülmesi ve sosyal hayata katılım konusunda sorunların üzerine gidilmesi vurgulanmıştır.
Yoksulluk, işsizlik, sağlık yardımları, engelliler arasındaki işsizliğin ortadan kaldırılması gerektiği de söylemiştir. Eğitim alanında eşit fırsatlar yaratılması için kanun hazırlanması ve yaşam boyu eğitim ilkesinden yola çıkarak eğitimin ileri yaşlarda da devam etmesinin güvence altına alınması gerektiğini belirtmiştir. Bilgi teknolojilerinin kullanımı ve kamu binalarında özürlülerin faydalanabileceği fiziksel düzenlemeler gerçekleştirilmesi konusunu da dile getirmiştir. Engellilerin toplumsal hayattan daha fazla faydalanması için sosyal diyalogun devam ettirilmesi ve engelli bireyler arasında örgütlenmenin arttırılmasının önemine değinmiştir. Toplumun haklara ve ihtiyaçlara bakış açısının değişmesi gerektiğini de belirtmiştir.
Bu konuşmanın ardından Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Enis Yeter konuşmasını gerçekleştirmiştir. Konuşmasında, AB Engelliler Stratejisinin temel unsurlarına değinerek, engellilerin toplum hayatına tam katılımını sağlamanın önemini dile getirmiştir. Bu mücadelede Avrupa Komisyonu ile Birliğe üye devletler arasında işbirliğini artırmanın önemini de vurgulamıştır. İstihdamda engellilere karşı yerleşik tutumları değiştirme de AB İstihdam ve Sosyal Dışlanma ile Mücadele Stratejileri’nin yardımcı olacağı düşündüğünü dile getirmiştir. Ayrıca Stratejilerle ilgili olarak Türkiye’de yapılan çalışmaların aşamalarıyla ilgili bilgi vermiştir. Türkiye’de Engellilik konusu ile ilgili olarak yapılan çalışmaları başta Özürlüler İdaresi Başkan lığı’nın yaptığı çalışmalara değinerek konferans katılımcılarına aktarmıştır. Ülkemizde bir süredir hazırlanan Özürlüler Kanunu Tasarısı Taslağı Başbakanlığa sevk edilmiş olduğuna da belirterek yasanın amaçlarına değinmiştir. Sayın Müsteşar Konuşmasının sonunda 2005 yılı’nın Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Özürlülerin İstihdam Yılı” olarak ilan edildiğini de belirterek konuşmasını sonlandırmıştır.
 10 Aralık 2004
Konferansın ikinci günü sabah oturumunda gerçekleştirilen konuşmalar Avrupa Birliği Engellilik Stratejisi üzerine yoğunlaşmıştır. Avrupa Komisyonu Avrupa Komisyonu Çalışma, Sosyal İşler ve Eşit Fırsatlar Genel Müdürlüğü Yatay ve Uluslar arası Konular Direktörü Lisa Pavan-Woolfe Avrupa Birliğinin faaliyetlerinin engellilerin hayatını kolaylaştırmak amacıyla, özellikle istihdam konusundaki çalışmalarına değinmiştir.
Özürlülük sadece akademisyenlerin çalışma konusu olmadığını tüm toplumu ilgilendiren bir konu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlamıştır. Engelli bireyleri ihtiyaç sahibi olarak değil, eşit haklara sahip olan vatandaşlar olduğunu ve hiçbir şekilde ayrımcılığa maruz bırakılamayacaklarını belirmiştir. Avrupa Birliği sınırları dâhilinde 453 milyon kişi yaşadığını ve bunun 47 milyonunun özürlü ve özürlü olma ihtimali taşıyan bireyler oluşturduğunu aktarmıştır. Avrupa Birliği’nin engelliliğe karşı genel tutumu sosyal katılım modeline dayanmaktadır. 2003 Avrupa Engelliler Yılı ilan edilmesinden dolayı, bu yıl sürecinde engellilerle ilgili faaliyetler ve onların sorunlarına yönelik çalışmalar öne çıkmıştır. Potansiyellerini kullanma, eşit hak, eşit iş imkânı ve sosyal katılım hakkı gibi noktalar öne çıkmıştır. Avrupa Birliği’nde yaşayan engelli bireyler diğer vatandaşlar gibi iş ararken, eğitim alırken ve kariyer yapma, yüksek gelir getiren işlere girme, işte yükselme gibi istekleri taşımaktadır. Ancak onlar, bahsi geçen alanlara katılımda, çevresel engeller ve toplumsal tutumdan dolayı çeşitli engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Avrupa Birliği Sosyal Engellilik Modelini benimsemiştir. Bu modele göre “özür kişinin kendisinden değil toplumun kişiye yaşattığı engeller sonucu oluşur” demektedir. Bu model “çevresel düzenlemeler yeterince gerçekleştirildiğinde onlarında diğerleri gibi sosyal yaşamdan faydalanabilecekleri ortamlar oluşacaktır” düşüncesini taşır. Başka bir deyişle “engellenmiş olmayacakları” anlamına gelir. Bu sosyal model yatay ve kapsamlı bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın temel ilkeleri:
Hakka dayalı hizmet ve ayrımcılığı ortadan kaldırmaktadır. Amsterdam Antlaşması 13. maddesi ayrımcılığı yasaklamaktadır. Bu uzun süreli bir yükümlülüktür. Bunun yanında istihdama yönelik hak eşitliği ile ilgili mevzuat kabul edilmiştir.
Çevresel/fiziksel engellerin ortadan kaldırılmaktır. Fiziksel çevreden kaynaklanan engeller, engelli bireylerin sosyal hayata katılımını zorlaştırmakta ve onların eşit haklardan faydalanmasını engellemektedir. Sosyal eşitlik çerçevesinde tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir
Engellerin ortadan kaldırılması için kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerekir. 2003 yılının Avrupa Engelliler Yılı olarak ilan edilmesinin ardından kamuoyunda bu yönde bir bilinç yaratmak adına çok fazla çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda toplum engelli bireyler için değişiklikler, uyarlamalar yapmaları gerektiğinin farkına varmıştır.
Engellilerin kendileri için gerçekleştirilecek her çalışmada yer almasını sağlamak da önemlidir. Avrupa Birliği’nin engelli bireyler için uygulamaya koyduğu mevzuatlar ve bu konuya ne kadar çok önem verdiğini göstermektedir. Avrupa yaşlanan nüfusun yaşadığı bir bölgedir. Bu nedenle kişilerin var olan potansiyellerini en iyi şekilde kullanabilecekleri ortamların yaratılması önemlidir. Sadece ortalama insan düşünülerek yapılan düzenlemelerin değişmesi gerekmektedir. Sayın Pavan-Wolfe genel yaklaşım içerisinde herkese yönelik düzenlemelerin öne çıkması gerektiğinin önemine değinmiştir.
2003 Avrupa Özürlüler Yılı sonunda 2004–2005 yılları için engelliler politikasının hazırlanacağı konusunda ortak bildirge hazırlanmıştır.
Oluşturulan Avrupa Engelliler Stratejisi sadece genel bir AB stratejisi değildir, ulusal ve yerel düzeyde de uygulanması gereken mevzuatlardır. Bu strateji genel standartlar ve sağlanacak olanaklara değinmektedir. Bunların ulusal ve yerel bazda uygulamaları için ortak işbirliği, etkin yöntem ve deneyimlerin paylaşılması gerektiğine değinmiştir.
Engellilere ait sorunlara her türlü politika dokümanlarında yer verilmelidir. Bu politikaların hazırlanmasında, uygulanmasında, değerlendirilmesinde bütüncül yaklaşım uygulanmalıdır. Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bu politikaları uygulamakla yükümlüdür.
Bütüncül yaklaşım yaşamın bütün alanlarında gerçekleştirilecek çalışmaların tümünde özürlülerle ilgili yapılacak somut çalışmaları kastetmektedir. Bunlar arasında istihdam özellikle öne çıkmaktadır. Hazırlanan eylem planı 2004-2005 yılları için istihdamın öne çıkarılmasını ön görmektedir. Çünkü iş sahibi olma sosyal katılımın en önemli belirleyicisidir. Pavan-Wolfe engelli bireylerle ilgili olarak yapılacak her çalışmanın bütüncül yaklaşımla ve tüm tarafların katılımının sağlandığı sosyal diyalog sağlanarak gerçekleştirmesi gerektiğine değinerek konuşmasını sonlandırmıştır.
Avrupa Komisyonu, Eğitim ve Kültür Eski Genel Direktörü Domenico Lenarduzzi, konuşmasında Avrupa Birliğinin geçmişine değinerek, ülkelerin katılımın süreçlerini anlatmıştır. Türkiye’de geçmiş yıllarda yürürlüğe konan yeni düzenlemeleri takdirle karşıladıklarını ve uygulamada da bu başarının gerçekleştirilmesini umut ettiklerini dile getirmiştir. Mevzuatın uygulamada yer bulması gerekliliğine değinerek özellikle engellilerin erişilebilirlik ve istihdamı ile ilgili olanakların arttırılmasını temenni etmiştir. Engellilere yönelik koruyucu bakış açısının değişmesi ve yerini hakka dayalı sosyal modelin alması gerektiğini belirtmiştir.
Engelliliğe yönelik hakka dayalı yaklaşımı tanıtma başlığını taşıyan ikinci oturumda ilk olarak Fırsat Eşitliği ve Irkçılıkla Mücadele Merkezi’nden Veronique Ghesquire konuşmasını gerçekleştirmiştir.
Belçika’da engellilerin ekonomik hayata katılımı ile ilgili yasal düzenlemelerin yanında engellilerin istihdamına yeni bir önlem uygulamaya başlandığından bahsetmiştir. Uygulanan kota sisteminde kamusal alanda kota zorunluluğu olduğunu ancak özel sektöre kota zorunluluğu uygulanmadığını anlatmıştır. Ulusal ve bölgesel düzeyde kanunlar ve kurallar yürürlüğe girmesine rağmen uygulamalarda zorluklar yaşadıklarını dile getirmiştir.
Ülkesinde engelliler için eğitimin sadece özel eğitim olanağı ile sınırlı olduğunu belirtmiştir. Ancak şu dönemde özel eğitimden genel kaynaştırma eğitimine geçiş sürecini yaşadıklarını belirtmiştir. Yardım modelinden bütünleştirme modeline geçiş sürecinde bazı zorluklar yaşadıklarını ailelerin birçok beklentiye sahip olduğunu aktarmıştır. Ayrımcılıkla Mücadele Direktifinin hükümlerine dayanarak özel düzenlemeler öngören ayrımcılıkla mücadele kanunu hazırladıklarını söylemiştir. Kanun eğitim, istihdam, sosyal hizmetler, sosyal hayata katılımı artırmayı amaçlayan bir kanundur. Ayrımcılıkla mücadele ön koşulsuz destek gerektiren bir konudur. Kamuoyunda ayrımcılıkla mücadele kanununun uygulanması bir bilinç oluşturulması gerekmektedir. Bu kanunda istismara da yer verilmiştir. Bu kanunla Eşit Haklar ve Irkçılıkla Mücadele Merkezinin denetleme ve yetki alanları arttırılmıştır. Hukuksal anlaşmazlık ya da dilekçe ile başvurularda, bu merkez bir arabulucu gerektiğinde ise hukuki çözüme yönlendirme görevi görmektedir. Devletin açtığı sınavlarda engelli bireylere yönelik düzenlemelerin bulunduğunu söylemiştir. 2003 yılında toplam 267 şikayet dosyası incelenmiştir. Bu kanunların uygulamada yerini bulabilmesi için engelli bireylerin haklarını bilmeleri gerektiğinin altını çizen konuşmacı özellikle kamusal alanlardan yararlanamama konusunda şikâyetler aldıklarını söylemiştir. İkinci sırayı engelli bireylerin kendilerine uygun işlere yerleştirilmemekten kaynaklanan şikayetlerin aldığını aktarmıştır.
Ayrımcılıkla mücadele kanununun 1,5 yıl önce kabul edildiğini Eşit Haklar ve Ayrımcılıkla Mücadele Merkezlerinin bu kanunun uygulanmasının sağlanmasını denetleyen bir merkez olduğunu söylemiştir. Kanunsal düzenlemeler ne kadar iyi olursa olsun uygulamada yer bulmadığı sürece engelli bireylerin zorluklar yaşamaya devam edeceğini belirtmiştir. Kanunların uygulanması konusunda engelli bireylerin bilinç düzeyinin arttırılmasının gereğine de değinerek konuşmasını sonlandırmıştır. Ayrıca hazırlanacak kanunlarda “uygun” kelimesinin yerine net ifadeler yer alması gerektiğini sözlerine eklemiştir.
Ardından Bulgaristan Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Ivana Hristova konuşmasını gerçekleştirmiştir. Bulgaristan’da engellilerle kanun, politika ve uygulamalardan bahsetmiştir.
Engellilerin Entegrasyonu Kanunu’nu 2003 yılında Avrupa Engelliler Stratejisine dayanılarak hazırlandığını söylemiştir. Ayrıca kanun hazırlanmadan önce engellilerin beklentileri ile ilgili araştırmalar gerçekleştirdiklerini söylemiştir. 220 sivil toplum örgütünü bir araya getirerek kanun hakkındaki görüşlerini aldıklarını, yasada yer alacak konulara beraber karar verdiklerini belirtmiştir. Kanunda yer alan konuların AB mevzuatına dayandırılarak temel anlamda ayrımcılığı önlemeye ve toplumla bütünleşmeyi arttırma amacıyla hazırladıklarını dile getirmiştir. Hazırlanan kanunun eski kanundan bazı maddeleri de içerdiğini ama yeni bir felsefe ile hazırlandığını aktarmıştır. Önceki kanun sosyal yardım ve korumayı hedef alırken hazırlanan yeni kanunun bütünleştirme ve eşit haklar, sosyal katılıma ve aileye de yer vermiştir. Eğitim, istihdam, altyapı, fiziksel çevre ve bilgiye ulaşılabilirlik, sosyal hayata katılım konuları ile ilgili düzenlemeler getirmektedir.
Bunun dışında engelliler Ulusal Kurulu yapılandırılmıştır. Bakanlar Kuruluna bağlı hareket eden bu kurulda sivil toplum kuruluşları, işveren ve işçi sendikaları, belediyeler birliğinden temsilcilerinde olduğu bu kuruldur. Yeni kanun yeni bir icra kurumu kurarak bu kurumun özürlülerle ilgili hizmet veren özel kurumların denetimini, ithal edilecek yada üretilecek her türlü yardımcı aracın standardını, toplumsal bilinçlendirme, özürlülükle ilgili projelere finansman desteği, özürlülerle ilgili veri tabanı oluşturma ile görevlidirmiştir. İstihdamla ilgili yeni bir düzenleme getiren bu kuruma başvuran işverenler işyerlerinin özürlülerin çalışmasına uygun hale getirilmesi ile ilgili destek alabiliyor. Ayrıca işyerlerine yerleştirilen engelli bireylerin maaşları bir yıl boyunca bu fondan karşılanıyor. Bunun karşılığında bu işyeri özürlü bireyi en az üç yıl daha istihdam etmekle yükümlü oluyor. Bu yöntemi kullanarak çok sayıda engellinin iş sahibi olduğunu belirtmiştir.

 
yukarıya git
Yukarı
sonraki sayfaya git
Sonraki  


Yukarı Yukarı Site Haritası  |   Hakkımızda  |   Üyelik Avantajları  |   Gizlilik Prensibi  |   Genel Koşullar  |   İletişim  |   Medya
Copyright © 2008 Engelsizkariyer.com - Her hakkı saklıdır.
EngelsizKariyer.com, EK EĞİTİM İNSAN KAYNAKLARI VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.' ye ait bir portaldır.
Türkiye İş Kurumu'nun 11.08.2011 tarih ve 259 numaralı izin belgesi ile faaliyet göstermektedir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince " İŞ ARAYANLARDAN ÜCRET ALINMAYACAK VE MENFAAT TEMİN EDİLMEYECEKTİR."
Engelsiz Kariyer bir MEDYAMAG grup portalıdır.