A-  A+ A  |  Erişilebilirlik Anasayfam Yap Anasayfam Yap   Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle Siteyi Öner Siteyi Öner 
Duyuru: İş arayan engelliler ve engelli aday arayan firmalar Engelsiz Kariyer Günleri 2017 'de bir araya geliyorlar.
Hızlı İş Ara:         

Araştırmalar 

İşverenler için rehber
Yazdır Arkadaşına Gönder    
Özürlülerin Çalışma Yaşamına Katılımı & İşverenler  
Giriş
 
Çalışma, bireylerin yalnızca bir gelir sahibi olmalarının ötesinde sosyal ilişkileri, kişisel doyumu, mutluluğu ve aile ilişkileri gibi pek çok faktörü etkiler. İstihdamdaki en dezavantajlı kesimlerden biri de hiç şüphe yok ki özürlülerdir. Özürlüler, çalışma yaşamında birçok güçlükle karşılaşmakta, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre istihdam piyasasında az yada çok yer almaktadır. Özürlülerin işe alınmaları kadar, işyerindeki tutumlarda büyük önem taşır. İşe alımlarda ayrımcılık yapılamayacağı gibi, çalışmaya başlayan özürlülere de ayrımcılık yapılamaz. Pozitif ayrımcılık ilkesinden hareketle özürlülere eğitim, bilgi ve becerilerini en yüksek düzeyde sergileyebilecekleri iş ortamı sağlanmalıdır.Çalışan özürlülerin işyerlerindeki çalışma arkadaşlarının ve işverenlerin tutumları, ön yargıları onların iş verimlerini etkilemektedir.
 
Toplumun sorumluluğu, varılmak istenen sonuçlar açısından herkese pozitif görüntü veren fırsatların yaratılmasıdır. Özürlülerin işe kabuldeki ve çalışma süreçlerindeki bütün yöntemlerin, özürlülerde ayrımcılık yapılmaması ilkesi olmalıdır.
 
Makro istihdam politikası açısından, toplumdaki her bireyin çalışma hakkından yararlanabilmesi, devlete gerekli istihdam politikası tedbirlerini alma zorunluluğunu yüklemektedir (Kuzgun,2001).
 
Bedensel, zihinsel ve ruhsal yetersizlikleri nedeniyle iş bulma, mevcut işi sürdürebilme ve iş koşullarında yükselebilme olanakları sınırlandırılmış özürlüler için her sosyal devletin alacağı önlemler, Türkiye de öncelikle anayasal bir hak sonra da yasal bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir (Keskin,2001).
 
Özürlülerin sorunlarının çözümünde istihdamın çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Çünkü, bu anlamda öncelikle kabul edilmesi gereken konu, özürlülerin sağlam insanlara göre istihdam edilmeye çok daha fazla ihtiyaç duyduklarıdır (Bilgin,1999).
 
Bu ihtiyacın karşılanması halinde, her şeyden önce özürlünün bir biçimde toplumdan soyutlanması önlenebilmektedir. Diğer bir deyişle, hem çalışarak kazandığı para ile başkasına muhtaç olmayan, hem de yetişkin bir insan olarak üretime katılabilen özürlüye istihdamın, sosyal ve psikolojik olarak tedavi edici bir etkisi olmaktadır(Bilgin,1999).
 
Üstelik, özürlülerin istihdamı ile genellikle özürlülerin hesaba katılmayan zeka, yetenek ve diğer becerilerinin üretime sokulmayı sağlayabilmektir (ILO,1992).Yönetim ve toplum için pek bilinmeyen, ancak özürlüler için son derece önemli olan istihdam konusunda odaklanması gereken konu ise özürlülerin mesleki iyileştirilmesi ve mesleki eğitimi olmaktadır (ILO,1981).Dünya nüfusunun yaklaşık % 10’unun özürlü olduğu, gelişmiş ülkelerde bu oranın Dünya ortalamasının altına düştüğü, gelişmekte olan ülkelerde ise üstüne çıktığı tahmin edilmektedir (EU,1996).Avrupa Birliğine dahil ülkelerde özürlülerin istihdamında da birçok sorunun olduğu görülmektedir.
 
İngiltere’de çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık %10’u bir diğer anlatımla 4.5 milyonu özürlüdür. Bunlardan 1.8 milyonu istihdam edilirken, 250.000 özürlü işsizdir. İngiltere’de işsizlik oranı %6.6 özürlülerde ise %13.3’tür. İspanya’da özürlülerin %50’si gelir getirici bir işte çalışmaktadır. Ayrıca Avrupa Birliği’nde özürlü erkeklerin özürlü kadınlara, özürlü gençlerin özürlü yaşlılara göre istihdam şansının daha fazla olduğu gözlenmektedir. Çalışan özürlülerin tahminlerin üzerinde büyük bir bölümü tarım ve inşaat işlerinde, düşük bir bölümü ise sağlık ve diğer hizmetlerde çalışmaktadır. Çok küçük bir bölümü ise imalat sektörü ile finans ve eğitim sektöründe çalışmaktadır. Ancak AB de son 20 yılda sakatlık yardımlarında yararlanan özürlülerin sayısında büyük oranda olması, özürlü insanların işgücü piyasasının dışında tutulmasının önemli göstergelerinden biridir (EU,1998).
 
Özürlülerin çalışmasını gerektiren ya da yararlı olacağını gösteren pek çok neden saymak mümkündür (Altan,1976) Bu nedenlerin başında sayısal nedenler gelmektedir. Çünkü, günümüz modern yöntem ve teknolojileri ile özürlülük oluşumuna etki eden nedenlerin azalması, gerek kısa dönem tıbbi açıdan, gerekse uzun dönemde eğitsel açıdan önemli ölçüde mümkün olmakla birlikte bu olumlu gelişmelere karşın içinde yaşadığımız dünyada nüfusun giderek artması sonucu kaynakların kullanım biçimi, beraberinde önceki nedenlerin değişerek artmasına sebep olmuştur (Bilgin,1999).
 
Özürlülerin istihdamını gerektiren ikinci neden niteliğe ilişkin nedenlerdir. Özürlüleri başkalarına bağımlı ve topluma yük olmanın ezikliğinden kurtaracak, kendini toplumun bir parçası olarak görmesini sağlayacak ve bir işe yaramanın mutluluğunu hissettirecek başlıca yol onların istihdam edilmesidir (Bilgin,1999).
 
Özürlülerin istihdamının yararına ilişkin üçüncü neden grubu ise ekonomik nedenlerdir. Genellikle özürlülerin istihdam edilmelerinin, kalkınmış ülkelerin üstesinden gelebilecekleri bir sosyal hizmet olduğu ileri sürülür. Bu düşüncenin başlıca nedeni, özürlülere sağlanan hizmet, imkan ve fırsatların o ülkelerin ekonomik durumu ile ilgi olmasıdır. Ancak bu durumun kökenine inildiğinde görülmektedir ki, olay sadece ülkelerin ekonomik açıdan kalkınmış olması ile ilgili olması ile ilgi olmayıp, bunun yansıra özürlülerin de üretim sürecine katılıncaya kadar geçirmiş oldukları dönemin bir yatırım değeri taşıdığı bilincinin toplumca anlaşışmış olmasıdır (Bilgin,1999).
 
Özürlülerin istihdamına gerekçe teşkil edecek dördüncü ve son neden sosyal nedenlerdir. Çağdaş demokrasi anlayışına göre, çağdaş toplumlarda, artık, insanların fakir, cahil, özürlü, genç, yaşlı, kadın ya da erkek olmaları onların haklarını kullanmalarını engellememektedir. Bu nedenle, bedensel veya zihinsel özürlüleri olanların sorumluluğu, teorik olarak sadece ailelerine ve yardımseverlere değil, topluma ve ülke yönetimlerine düşmektedir (Bilgin,1999).
 
Diğer taraftan, bir ülkenin kalkınmışlığı ve sosyal açıdan gelişmişliğini belirlemede aranan ölçütlerden biri olarak artık sadece demir çelik üretimi ve eğitime ayrılan paylar olmayıp, hastalara, özürlülere ve yaşlılara yapılan yardım ve verilen hizmetler ile özürlülerin istihdam oranları önemli ölçütlerden biri olarak değerlendirilmektedir (Sarpener,1971).
 
Ayrıca, özürlülerin istihdamında özürlülerin sergiledikleri genel davranışları da sosyal nedenler içinde sıralamak mümkündür. Bu davranışlar, özürlülerin çalıştırılmasına ilişkin yapılmış bir araştırmanın sonuçlarına göre şu şekildedir (Barrett,1964). -Özürlüler, sürekli çalışırlar .
 
·   Özürlüler, işlerini savsaklamazlar
·   Özürlüler, daha güvenilir elemanlardır
·   Özürlüler, işlerini daha çabuk kavrarlar
·   Özürlüler, işe ve işyerlerine daha sadıktırlar
·   Özürlüler, işlerine saatinde gelip giderler
·   Özürlüler, diğerlerinden daha bilinçlidirler
·   Özürlüler, işlerini kolay kolay bırakmazlar
·   Özürlüler, diğerlerinden daha gayretlidirler
·   Özürlüler, en az diğerleri kadar verimlidirler
·   Özürlüler, diğerlerinden daha iyi huyludurlar.
 
Tüm bu açıklamaların genel çerçevesine baktığımızda, günümüz devletlerinin çağdaş uygulamalarının sosyal devlet ve hukuk devleti anlayışı içinde yapıldığı zaman özürlülere ilişkin sorunların başında gelen istihdamın da rahatlıkla çözüme kavuşturabilmek mümkündür (Bilgin,1999).
 
Genellikle toplumlar, özürlüleri üretken olmayan, bu nedenle de ailesi ya da devlet tarafından özel bir bakıma muhtaç olan bireyler olarak gördükleri için, çoğunlukla onlara acıma duygusuyla yaklaşılması söz konusudur (ILO,1984). Bu acıma duygusu özürlünün özrünün ön plana çıkartırken, sahip olduğu yetenek ve becerilerinin de ikinci plana atılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle toplum içinde daha çok yer almaları gerekmektedir (Bilgin,1999).
 
Özürlüler, yöneticilerin gözünde genellikle hukuki bir zorunluluk ya da özel bir nedenleri olmadıkça çalıştırma eğiliminde olmadıkları kişilerdir. Çünkü, onlara göre, özürlüler çoğunlukla deneyimsizdirler; kariyer ve mesleki eğitim açısından da işe uygun değillerdir. Bu yüzden, diğer işsizlere göre şansları daha azdır (ILO,1984). Bu konuda yapılmış bir araştırmaya göre, yöneticiler özürlü eleman çalıştırmama nedenlerini şu şekilde dile getirmişlerdir (Barret,1964).
 
·   Özürlüler, çokça mazeret izni alırlar
·   Özürlüler, düzgün ve iyi çalışmazlar
·   Özürlüler, kazalara daha çok neden olurlar
·   Özürlüler, çabuk kızar ve alıngan olurlar
·   Özürlülere, ceza uygulaması daha zordur
·   Özürlülerin, yükselme imkanları sınırlıdır
·   Özürlüler, diğer çalışanları olumsuz etkiler
·   Özürlülerin, duygusal sorunları daha çok olur.
·   Özürlüler, halkla ilişkiler açısından iyi izlenim bırakmazlar
·   Özürlülerin hareket yeteneklerindeki sınırlılık işyerlerinde özel düzenlemeleri gerektirir.
·   Öncelikle emek piyasasında emek arzı, özürlü çalıştırmayı gerektirmeyecek kadar çoktur
 
Özürlülerin istihdam açısından başarılı olamayacaklarına ilişkin bu yanlış düşünce toplum kesimleri arasında öncelikle işveren konumundaki yöneticilerin sahip olduğu bir düşüncedir. Oysa, yapılmış araştırmalar göstermektedir ki, özürlüler de diğer toplum üyeleri kadar iş başarısını göstermekte, işteki davranış ve girişimleri en az diğer çalışanlar kadar güvenilir olmaktadır (Stone,1996).
 
Bu olumsuzluklar, onların vasıflarına uygun olmayan daha geri ve önemsiz görevlerde çalıştırılarak, ücret kayıplarına neden olmaktadır. Diğer çalışanlara tanınan eğitim ve meslek geliştirme imkanları onlardan esirgenmektedir (Çivi,2001).
 
Halen çalışmakta olan kişilerin, özürlülerin gerek işe alınmalarında, gerekse çalışmaya başladıktan sonraki tutumları da, önemli olmaktadır. Çünkü, kendileri ile aynı hak ve yetkilere sahip olması gereken çalışan özürlülere karşı, diğer çalışanların tutum ve davranışları farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara göre, özürlülerin çalıştıkları ortamlarda bulunan diğer çalışanlar, birimlerinde çalışan özürlülere ilişkin olarak şunları ifade etmektedir (ILO,1985).
 
·   Özürlüler, genel çalışma temposunu düşürmektedirler.
·   Diğer personel, acıma duygusu ile özürlülere yardım etmek zorunda kalmaktadır.
·   Sürekli hasta olan özürlülerden hastalık kapma olasılığı bulunmaktadır.
 
Diğer taraftan işsizliğin yaygın olduğu ortamlarda, sağlıklı kişiler dururken özürlülerin istihdam edilmelerinin doğru olmayacağı gibi yanlış bir düşüncenin varlığı da, gerek çalışanlarca gerekse çalışmaya aday olan sağlam kişilerce rahatlıkla kabul görmektedir. Oysa, toplum sağlıklı üyeleriyle ve özürlüleri ile bir bütündür ve tüm üyelerine sahip çıkılmalıdır (Özmen,1997).
 
Özürlüler, genellikle aileleri ya da devlet tarafından korunmaktadırlar. Bu korunma özellikle özürlünün ailesi tarafından daha iyi yapıldığı için, özürlü belli bir yaşa gelinceye kadar çalışma hayatına atılma isteği ortaya çıkmayabilmektedir. Ancak bu korunma bir süre sonra özürlülerin kendilerini yetersiz veya gereksiz görerek, toplumdan soyutlanmaya neden olabilmektedir. Hatta bu durum işsiz kalma ya da arkadaş edinememe durumlarında intihara kadar gidebilmektedir. Bu nedenle, uzun bir süreç ve bazı zorluklar da içerse özürlünün çalışma hayatına atılması ya da gelir getirici çeşitli işlerin sorumluluğunu alması, özürlülerin sadece ekonomik açıdan bağımsız kalmasını değil, bunun yanı sıra sosyal ve psikolojik olarak da özürlülere büyük yararları dokunmaktadır (Bilgin,1999).
 
Çoğu işveren yasal zorunluluklar nedeniyle işe aldığı özürlünün iş yerinde ne yapabileceği konusunda bir bilgisi yoktur ve bu doğrultuda bir hazırlık da yapmamaktadır. Gerek yasal zorlamalar nedeniyle gerekse başka, “bilinen yollarla” işe giren bir özürlü, öncelikle ön yargılı bir sorunla karşılaşmaktadır. “Sen ne iş yaparsın?” Bu soru özürlünün gerçekten ne iş yapabileceği konusundaki bilgisizliği yansıttığı gibi, bir şey yapamayacağı yönündeki ön yargıları da yansıtmaktadır. Bu önyargılı yaklaşım, genellikle iki şekilde sonuçlanmaktadır. Birincisi özürlüden bir iş/verimlilik beklentisi olmadan “çok ayak altında dolaşma da hiçbir şey yapmasan da olur” tavrıdır. Bu yaklaşımın uçta fakat hiç de azımsanamayacak sıklıkta rastlanan örneği “istersen ücretini alıp iş yerine de gelmeyebilirsin” tavrıdır. Ama özürlü bu iki yaklaşımı da kabul etmez “hayır ben çalışmak istiyorum, üretmek istiyorum, topluma üreterek katkıda bulunmak istiyorum, kendim için bir şeyler yapmak istiyorum” derse, bunları gerçekleştirmeye elverişli bir iş ortamı yaratılması, yeteneklerine, hatta eğitimine uyan bir işte çalıştırılması konularında ciddi sorunlarla karşılaşır (Karataş, 2001).
 
Sonuç olarak, engelli bireyler istihdam problemleriyle karşı karşıyadırlar. Bu ulusal ekonominin ifadesinde insan kaynaklarının kaybolması anlamına gelmektedir. Görüldüğü gibi, engelli bireylerin istihdamına çok çeşitli faktörler etki etmektedir. Engelli bireylerin istihdamı ile ilgili yasal düzenlemelere gidilmiş olmasına karşın engelli bireyler arasında işsizlik oranı oldukça yüksektir. Bu konuda yasalardaki kavram kargaşası tek başına etkili olmamakta, işverenlerin engelli bireylerin işe alınmasına ve birlikte çalışmalarına yönelik olumsuz tutumları ve önyargıları da bu bireylerin işgücüne katılmalarına önemli ölçüde etkili olmaktadır (Özmen,1997).
 
Ülkemizde özürlülerin istihdamı konusunda öncelikle özürlülerin ve ailelerinin bilinçlendirilmesi, daha sonra da devlet ve gönüllü kuruluşlar aracılığı ile işverenlerin istihdam için özürlülerinde uygun aday olarak görmelerini sağlamak gerekir. Bunun için bütün özür gruplarının da mesleki rehabilitasyon ve mesleki eğitime çok düzenli ve planlı bir biçimde önem verilmelidir (Bilgin,1999).
 
İş yerlerinde özürlülere yönelik ön yargıların değişmesinde işverenlerin özürlüye bakışının değişmesi, onları verimli ve yeteneklerini ortaya çıkarıcı tedbirleri almaları bilgi, beceri, üretkenliklerini teşvik ve takdir etmeleri gerekir. Ancak işverenler özürlülerin iş verimliliğinin nasıl sağlanabileceğini bilemedikleri gibi, onlara nasıl yaklaşım sergileyecekleri konularında da bilgi eksiklikleri bulunmaktadır.
 
Aşağıdaki bilgiler işverenlerin özürlülerle daha etkin ve verimli çalışabileceklerini göstermesi bakımından yararlı olması temenni edilmektedir.
 
Bu yazı, Employing People with Learning Disabilities’den(*) derleme yapılarak, öğrenme yetersizliği olan bireylerle çalışan ve çalışmak isteyen işverenlere yardımcı olması için hazırlanmıştır.
 
(*)Employing People with Learning Disabilities, Susan Hemmings and Jenny Morris 2004 Website: www.yps-publishing.co.uk

 
yukarıya git
Yukarı
sonraki sayfaya git
Sonraki  


Yukarı Yukarı Site Haritası  |   Hakkımızda  |   Üyelik Avantajları  |   Gizlilik Prensibi  |   Genel Koşullar  |   İletişim  |   Medya
Copyright © 2008 Engelsizkariyer.com - Her hakkı saklıdır.
EngelsizKariyer.com, EK EĞİTİM İNSAN KAYNAKLARI VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.' ye ait bir portaldır.
Türkiye İş Kurumu'nun 11.08.2011 tarih ve 259 numaralı izin belgesi ile faaliyet göstermektedir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince " İŞ ARAYANLARDAN ÜCRET ALINMAYACAK VE MENFAAT TEMİN EDİLMEYECEKTİR."
Engelsiz Kariyer bir MEDYAMAG grup portalıdır.